28 Eylül 2021 Salı

Ziya Ulusoy yazdı | Linç faşizmin ırkçı manivelasıdır

Türkiye'de Kürt insanını linç etmek Erdoğan-Bahçeli çetesinin faşizmi tahkimde kitle desteğini güçlendirmenin manivelası olagelmiştir.

Bir ay içerisinde Konya'da iki kez, Ankara ve Afyon'da bir kez Kürt insanlar ırkçı lince uğradı. Bir Kürt insanı öldürüldü ve diğerleri yaralandı. Konya rastlantısal değil, 10 Ekim katliamına karşı maç esnasında stadyumda ölenler için saygı duruşunu protesto edip, katliamın gazasını kutlayan güruh da Konya'da boy göstermişti.

Geçmişte Sakarya'da, Rize'de, Trabzon'da, Giresun'da, Antalya'da, Muğla'da, Bozöyük'te, Aksaray'da, İstanbul'da, Ankara'da Kürt insanına saldırılar düzenlendi. Kadın ve çocuklar, genç ve yaşlılar katledildi.

HDP binalarına Erdoğan-Bahçeli örgütlü çetelerini silahla saldırtıyorsa, kalabalık güruhları bazen örgütlü bazen de ideolojik teşvikle saldırtıyor.

Ayrıca Suriyeli mültecilere seyrek de olsa linç saldırıları yapıldı, yeni durumda sıklaşabilir.

Dünyada olduğu gibi Türkiye tarihinde de linç faşizmin yıldırıcı silahı ve halkı faşistleştirmenin manivelası olagelmiştir. Önceleri Hıristiyan halklara, komünistlere, Alevilere, aydınlara karşı faşizmin zehirleyici ve yıldırıcı aracıydı. 6-7 Eylül Hıristiyan halklarımıza, 1969 Kanlı Pazar, 1978 Maraş, Çorum, 1993 Sivas katliamları, devrimcilere ve Alevilere karşı en ağır linç saldırılarıydı.

Türkiye'de Kürt insanını linç etmek Erdoğan-Bahçeli çetesinin faşizmi tahkimde kitle desteğini güçlendirmenin manivelası. Öldürücü, yokedici, çağdışı, insanlık düşmanı, ırkçı ve IŞİD vb'nin yaptığı gibi tekfirci saldırganlık.

Nasıl ki eroin bağımlısı bünye iflas ederse, ırkçılığın ve tekfirciliğin arasına girdiği halk iflah olmaz, uygar olmaktan çıkar.

Erdoğan-Bahçeli (palyaço Perinçek de dahil) çetesi, sanıldığı ve söylendiğinin aksine, Türk halkını Kürtlere saldırtmanın sonuçlarını göğüsleyemediği için değil, Kürt halkının -geçmişte Almanya'da Yahudi halkın oranının aksine- niceliğinin büyüklüğü ve örgütlülülüğü nedeniyle doğacak sonuçları kestiremiyor. Bu nedenle linci hem uyguluyor ama hem de kontrol altında tutmak zorunda kalıyor.

Kontrol altında tutması, Erdoğan-Bahçeli çetesinin linççi iradi olarak örgütleyip teşvik ettiğinin de kanıtı. 

Erdoğan-Bahçeli çetesi, zayıflayan kitle temelini yeniden güçlendirmek isterken, saldırarak direnenleri ve halkı yıldırmak, Türk halkını lince ve saldırganlığa seferber ederek faşist kitle temelini tahkim etmek, güçlendirmek istiyor.

Bunu ne denli başarıp başaramayacağı ayrı. Ama eğer kararlı tavır takınılmazsa saldırgan güruhlara yanıt verilemezse, Erdoğan-Bahçeli çetesi linç saldırılarını artırır, ırkçı güruh daha fazla kitle toplar ve linçleri yaygınlaştırır.

Burjuva muhalefet "Millet İttifakı" linç saldırılarına sessiz kalarak adeta onay veriyor. Türk halkının faşizme karşı olan kitlesel kesimi Millet İttifakı'nın Erdoğan-Bahçeli'yle uzlaşarak "seçimle" yenme beklentisinin kötürümleştirici etkisinde.

Sol ve sosyalist partiler, sendikalar, kitle örgütleri, mesaj ve ajitasyonla linç saldırılarını kınamalarına rağmen, ırkçılık karşıtı geniş çaplı eylemler geliştirmiyor, adeta ölü taklidi yapıyorlar. 

Oysa ABD'de Black Lives Matter protestoları gösterdi ki, milyonlar ırkçılığa karşı ayağa kalkınca, faşist güruhlar sağa sola saldırmaya çalışsalar da, beyaz-siyah birleşik anti ırkçı gösterilerin görkemi karşısında cüce kaldılar.

Benzeri Türkiye'de de yapılabilir, yapılmalıdır. Hrant'ı uğurlama törenindekine benzer biçimde "Hepimiz HDP'liyiz, Hepimiz Kürt'üz" şiarlarının yükseleceği mücadeleler, Türk halkının ırkçılık karşıtı duygu ve bilincini geliştirir, yayar. Erdoğan-Bahçeli çetesinin uğursuz beklentisini kursağında bırakır, diktatörlüğün yenilgisini yakınlaştırır.