13 Nisan 2021 Salı

Ziya Ulusoy yazdı | İYİP'nin demokrasicilik yapaylığı

Akşener, Ahmed Arif'ten şiir okudu, İstanbul Sözleşmesine karşı laf etti diye ona demokrasi savunucusu gözüyle bakılmaması gerektiğini kanıtlayan çok sayıda acılı deneyim var. Akşener'in yarın Erdoğan'la ittifaka geçmeyeceğinin, "güçlendirilmiş parlamentarizm"de faşist baskıları boca etmeyeceğinin hiçbir güvencesi yok.  Millet İttifakı'yla, Akşener'in yükselmesiyle Erdoğan faşizminin püskürtüleceği yanılgısının, solu da etkilemiş bu yanılgının bir kenara atılması faşizmden kurtuluş mücadelesinin kararlı politikası olmalıdır.

Burjuva muhalefetin suni teneffüsle geliştirdiği İYİP, anlaşılan kitle desteğini sabitledi ve artışlar sağlıyor. Bunu korumak için ufak ufak demokrasi demagojisi de sergilemeye başladı. Akşener'in İstanbul Sözleşmesi savunusu ile halkın yoksullaştırılmasına karşı Ahmed Arif'in "bunlar engerekler ve çiyanlardır..." şiirini okuması güncel örnekleri.

CHP, burjuvazinin kolektif çıkarlarının adeta sadık temsilcisi olarak değişik zamanlarda değişik partileri, iktidar partisine karşı ayakta tutmaya, parlamenter rejim yararına Erdoğan diktatörlüğünü bu yolla geriletmeye çalıştı.

Önce MHP'yi seçim barajı altından çıkardı. Bazı büyükşehir belediyelerini kazanır hale getirdi. Ekmeleddin vakası yarattı. Sonuç, Bahçeli 2015'te ansızın Erdoğan'ın yanına geçti. İslamcı-Türkçü faşizmi inşada Erdoğan'ın başlıca yardımcısı, faşist saldırganlığın ve işgalci savaşçılığın işaret fişeği oldu.

CHP, MHP'den sonra İYİP'yi adeta sıfırdan ayağa kaldırdı. Parlamenter grup kurması için gerekli sayıda vekili teklif etti. İttifak yöntemi gündemleşince Millet İttifakı'yla İYİP'yi palazlandırdı.

İYİP "güçlendirilmiş parlamentarizm"le, demokrasisi gelişkin olmayan parlamentoculuğu CHP'yle birlikte savunmaya başladı. Güçlendirilmişle kastı halklara ve ezilenlere haklar vermeyerek yürütmeyi gevşetmeyen bir parlamenter rejim. Burjuvazi için güçlendirilmiş yürütmeli bir parlamenter rejimi program ediniyor.

Savunusunun içeriğini belirsiz bırakmasının nedeni de bu.

Kapitalizmin merkez ülkelerinde burjuvazi, liberal parlamenter rejimin hak gasplarıyla ve baskı yasalarıyla daha da gericileştirildiği pratik yaşanıyor. Burjuva ideologlar bunu yıllar önce "yönetebilen/militan demokrasi" kavramıyla formüle etmişlerdi. İşçi sınıfı ve ezilenlerin demokratik haklarına ve bu hakları kullanmalarına karşı militanca davranan, yürütmeyi, yönetebilecek sıkılıkta yetkilerle parlamento karşısında güçlendiren burjuva parlamenter rejim!

İYİP, güçlendirilmiş parlamenter rejim önerisiyle işçi sınıfı ve ezilenler için ne türden hakları savunacağını hiçbir zaman dile getirmiyor. İstanbul Sözleşmesi savunusu, Erdoğan faşizminin kadın kırımını hukuki engellerden kurtarma saldırganlığı karşısında, görüntüyü kurtarma çabası. Elbette Asena Meral'in ağzında yapay duruyor. Çünkü 90'lı yıllarda devrimci ve Kürt kadınlara rejimin tecavüz, kaybetme ve katletme saldırganlığının suçluları içinde Asena Meral de var. Dahası eleştiri karşısında o dönemini savunduğu da biliniyor.

Ahmed Arif şiirini okuma, kapitalizmin halkı açlık ve yoksulluğa iten acımazlığı karşısında, İYİP dahil burjuva partilerin söylem yoksulluğunun biraz kaçınılmaz kıldığı bir başvuru.

İYİP, demokratik haklara ilişkin, işçilerin ve yoksulların haklarına ilişkin az çok politika düzeyinde savunuya asla girişmiyor. Örneğin parlamentocudur ama HDP'li vekillerin zindana atılmalarına, HDP'nin kapatılması saldırganlığına karşı söz olarak bile karşı çıkmaz.

Ara sıra demokrasi lafı eder. Hatta kağıt üzerinde kalması ve pratik hayat içinde savunulmaması koşuluyla demokrasi savunusunu programına da yazar, ama sosyalistlerin, demokratik güçlerin zindana atılmalarına ses çıkarmayarak onay verir.

Ülkücü katilleri saflarında yüceltmekten gurur duyar.

Her günkü polis terörünü sessizce onaylar. "Teröre karşı tavizsiz mücadele"yi program edindiğini açıkça her günkü çalışmasında dile getirir.

Erdoğan'ın işgalci savaşlarının, ilhakçılığının, savaş suçlarının destekçisidir.

Akşener, Ahmed Arif'ten şiir okudu, İstanbul Sözleşmesine karşı laf etti diye ona demokrasi savunucusu gözüyle bakılmaması gerektiğini kanıtlayan çok sayıda acılı deneyim var.

Akşener'in yarın Erdoğan'la ittifaka geçmeyeceğinin, "güçlendirilmiş parlamentarizm"de faşist baskıları boca etmeyeceğinin hiçbir güvencesi yok.

İYİP'nin demokrasiciliği fazlasıyla yapay. Millet İttifakı'yla, Akşener'in yükselmesiyle Erdoğan faşizminin püskürtüleceği yanılgısının, solu da etkilemiş bu yanılgının bir kenara atılması faşizmden kurtuluş mücadelesinin kararlı politikası olmalıdır.