13 Nisan 2021 Salı

Ziya Ulusoy yazdı | İttifak dalaşa dönüşürken

Erdoğan'la Ergenekoncu/Avrasyacı askeri klik arasında 2014'te başlayan ittifak gürültüyle ve gözaltıyla sona erdi. Anlaşılan Erdoğan ABD-NATO'ya bağlılığını ilan ederken iktidarın yedek güçlerinden Ergenekoncuları tasfiye ederek Batılı emperyalistlere güven vermeye çalışıyor. Öte yandan orduyu politik islamcı ideolojiyle reorganize ederken kemalist ideolojiyi benimsemeye devam eden Ergenekoncuları bu nedenle de tasfiye kararı alıyor. Ergenekoncular ise TSK'daki sonlarını engellemek, hiç değilse saflarının tamamen dağılmasını engelleyerek toparlanmak için emekli amiraller vasıtasıyla çıkış yapıyor.

Erdoğan'la Ergenekoncu/Avrasyacı askeri klik arasında 2014'te başlayan ittifak gürültüyle ve gözaltıyla sona erdi. İttifak derken, gerçek şu ki, Erdoğan Ergenekoncu askeri kliği Gülenci darbecilere karşı ve işgalci savaşlarında kullandı ve şimdi tasfiye ediyor.

Gürültü 104 emekli amiralin bildiri yayınlamasıyla patlak verdi. Bildiriyi yayınlayanlar ağırlıklı olarak Ergenekoncu/Avrasyacı. Fakat Ergenekoncular farklı eğilimlerle paralize olmuş durumda. Bildiriyi hazırlayıp imzaya sunan emekli amiral de İYİP kurucusu ve yöneticisi.

Erdoğan faşizmi son iki yılda Doğu Akdeniz ve Libya yayılmacılığında Mavi Vatan kavramını rekabet ve yayılmacılığının doktrini olarak kullandı. Kavramın fikir babası bildiriye imza atan Cem Gürdeniz. Son günlere kadar da Erdoğan'ın faşist medya tekelinin baş konuşmacı müdavimlerinden.

Anlaşılan Erdoğan ABD-NATO'ya bağlılığını ilan ederken iktidarın yedek güçlerinden Ergenekoncuları tasfiye ederek Batılı emperyalistlere güven vermeye çalışıyor. Muhtemelen Askeri Şura'da muvazzaf Ergenekoncuları hemen bütün önemli mevzilerinden emekliye ayıracak.

Öte yandan orduyu politik islamcı ideolojiyle reorganize ederken kemalist ideolojiyi benimsemeye devam eden Ergenekoncuları bu nedenle de tasfiye kararı alıyor.

Erdoğan faşizmi, Batılı emperyalizme bağlılığını yeniden ilan ederken ilk güven sinyalini Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ağzından verdi. Akar, "S-400'ü aktifleştirmemeye hazırız" söylemiyle bu konuda Erdoğan faşizminin tavize hazır olduğunu yansıttı.

Erdoğan pratik geri adımı ise Doğu Akdeniz'de attı. Fransız emperyalistlerinin savaş uçakları Yunan donanmasını korumaya geldiklerinde geri adımı attı. Oruç Reis arama gemisini geri çekti. Erdoğan'ın kendisi 'gerginlikle değil masaya oturarak sorunları çözmek anlayışındayız' sözüyle güçlü karşısında boyun eğdiğini gösterdi. Sonrası Macron-Erdoğan'ın kuzu sarması mesajlaşmalarıyla devam ediyor.

Libya'ya ilişkin Biden ABD'sinin sözcülerinin 'Libya'dan bütün yabancı askerler çekilsin' deklarasyonu karşısında sessiz kalarak diğer bir sinyali verdi.

Biden yönetimi Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası (CAATSA) kararını uygulamaya koysa da, AB'ye 'Türkiye'ye yaptırım kararı almayın çünkü Erdoğan ilişkileri düzeltme yolunda' tavsiyesinde bulundu. 18 Mart'ta AB yaptırım kararlarını askıya aldı.

Fakat tabii ki Erdoğan faşizminin ABD'ye bağlılık sinyalleri içinde en önemlilerinden biri de Montrö Sözleşmesini feshedebileceğine ilişkin kamuoyu nabzını yoklaması. Diktatörün sadık kurmaylarından ve HDP'ye sert saldırıların başlangıç deklarasyonunu vermekle kötü ünlü Meclis Başkanı Mustafa Şentop bu yoklamanın görevlisiydi. İstanbul Sözleşmesi'ni tasfiye ettiği gibi Montrö Sözleşmesini diktatörün tek bir kararnameyle tasfiye edebileceğini dile getirdi.

2020 Temmuz ayında Karadeniz'deki NATO tatbikatında ABD büyükelçiliği bu yöndeki dileğini dile getirmişti: "Karadeniz'in tüm milletlerine açık ve serbest olması umuduyla, 20'ncisi gerçekleştirilen tatbikatta bir araya gelmek son derece etkileyici." Montrö Sözleşmesi, ABD ve kıyısı olmayan diğer ülkelerin savaş gemilerinin Karadeniz'de olmasını tonaj ve zaman sınırıyla engellediği için bu dileğin anlamı açık. Rusya'yı savaş kuşatması ve tehdidi yoluyla geriletme aracının bu bölümü eksik kalıyordu.

Erdoğan ve tetikçileri, gerek Kanal İstanbul pervasızlığıyla ve gerekse Montrö'nün kaldırılacağı vaadi ile ABD'nin ve Batılı emperyalistlerin ihtiyaç duyduğu eksikliği giderme imkanı veriyor. Çünkü Biden'la ABD müttefiklerini koltuklarının altına yeniden toplayıp Rusya'yı kuşatmaya geçiyor. Ukrayna'yı da yeniden savaşa kışkırtarak kuşatmayı geliştirmek istiyor.

Öte yandan Ergenekoncuları çıkışa iten özgül diğer önde gelen neden TSK'ya ilişkin. 15 Temmuz'dan itibaren Erdoğan faşizmi diğer şeyler yanı sıra TSK eğitim müfredatını değiştirme adımlarını ilerletti. TSK'ya subay ve astsubay hazırlama eğitimini sarayın yönetimine bağlı olarak yeni kurduğu Milli Savunma Üniversitesi'ne (MSÜ) bağladı. Kendisine bağlı YÖK aracılığıyla Milli Savunma Üniversitesi'nin eğitim müfredatını belirleme yetkisine sahip.

Dahası subayların atama, terfi ve tayin işlemlerini genelkurmayın yetkisinden alarak Milli Savunma Bakanlığı'na verdi. Subayların sicil kayıtları da askeri istihbarattan MİT'e verildi. Bu şu demektir; TSK'da saray istediği atama ve tasfiyeleri yapabilecek. Askeri Şura'da çoğunluk da sarayda olduğuna göre üst kademelerdeki atama ve tasfiyeler de sarayın elinde.

Bir açıklamaya göre alt subayların yüzde 60'ı 15 Temmuz sonrası sivil üniversite mezunlarından alımlarla oluşmuş durumda. Bu AKP ve MHP'nin ideolojilerinden olanlar TSK alt subay kategorisinde hakim demektir. Kaldı ki üst kademede karar verici konumda olanlar da AKP ve MHP'li orgeneral/amiraller.

Böylece TSK'nın saray ve AKP-MHP ittifakına göre şekillendirilmesinin alt yapısı hazırlandı. Kemalistler orta üst kademedeki mevzilerinden tasfiye edildiklerinde TSK'daki etkileri kalmayacak.

Bu koşullarda Ergenekoncular TSK'daki sonlarını engellemek, hiç değilse saflarının tamamen dağılmasını engelleyerek toparlanmak için emekli amiraller vasıtasıyla çıkış yapıyor. Daha önce de emekli diplomatlar benzer deklarasyonda bulundu. Emekli amirallerden sonra şimdi de emekli vekiller benzer deklarasyon yayınladı. Ergenekoncular tasfiyelerini engelleyemeseler de saflarını toparlayarak siyasal bir güç oluşturmayı hesap ediyor. Fakat Erdoğan faşizmini ve kanlı saldırıları ile işgalci savaşlarını destekleyip güçlendirmelerinin bedelini, güçsüzleşerek ödeyecekler.

Bu arada Erdoğan'ın palyaçosu Perinçek sözcüsü olduğu Ergenekoncu askere de ihanet ederek diktatöre bağlılığını ilan etti. Böylece Erdoğan'ın fikrine kendisinin geldiğini yeniden kanıtladı, üstelik birlikte hapis yattığı yol arkadaşlarını "satarak". Tabii ki basitçe "satma" değil, Perinçek'in son 5 yıldır işgalci savaşları ve Kürtlere soykırımı, gerçekte baş düşman gördüğü/gösterdiği devrimci hareketi ve Kürt özgürlük hareketini ezmek uğruna desteklediğini, buna bağlı kalarak yol arkadaşlarını bile sattığı kanıtlanıyor.

Bu arada son beş yılda revaçtaki hayali devlet teorisinin ne kadar boş olduğu bir kez daha görülüyor. Bilindiği gibi söz konusu teori, Ergenekoncu kliğin Erdoğan'ı lider olarak başına geçirip bir nevi "esir" aldığı, politikasını ona uygulattığı, bir gün gelince başından atarak devleti ele geçireceği içeriğine sahipti. Subjektifti ve eski güçlü askerler döneminden kalmış bir fikri devam ettiriyordu. Özellikle ulusalcı kitleyi alkol gibi uyuşturuyordu, antifaşist cephede ise Erdoğan faşizmine karşı mücadelede tereddüt yayıcıydı. Tek bir olay bu fikrin ne kadar yanıltıcı olduğunu ve eski iktidar bileşiminin çoktan buharlaşıp gitmiş olduğunu göstermeye yetti.

Ergenekoncu kiliğin şimdi Erdoğan faşizminden kopuşu, elbette desteklemesinden yeğdir. Daha önemlisi de Erdoğan faşizmine tepki duyan ama "devletin bekası" için Kürtlere ve devrimcilere düşmanlığı önde tutan ulusalcı kitlenin en azından bu faşizm destekçisi tavrını bırakmasına yarar. Yoksa Ergenekoncu klikten, sömürgeci savaş boyunca halklara ve devrimci harekete karşı düşmanlıkla katılaşmış niteliği nedeniyle, değişim beklenmemeli.

Son söz anti ABD'ciliği devrimcilik gösterenlere olsun. Yurtsever Cepheler kurmayı antifaşist mücadeleye yeğleyen, "Erdoğan'ı iktidara taşıyan... uluslararası operasyon(a) ... zamanında karşı duranlar, aynı operasyonla Erdoğan'ın köşeye sıkıştırılmasına veya alt edilmesine de karşı dururlar" (Erdoğan Atatürkçü Olursa, 31.10.2017 haber.sol.org.tr) diyerek diktatörü destekleyebileceğini itiraf eden TKP'lilerin ve diğerlerinin milliyetçi antiemperyalizminin klikler arasındaki it dalaşından başka şeye hizmet etmeyeceğini Ergenekoncu kliğin hazin durumu bir kez daha gösteriyor.