13 Nisan 2021 Salı

Toprak Akarsu yazdı | HDP üzerinde yükseldiği büyük tarihsel birikim ve değerlerin gereğini yapmalı

Faşist şeflik rejiminin yeni tasfiye konsepti yürürlüğe girmiştir. Tasfiye konseptini yenilgiye uğratacak ve faşist şeflik rejiminin yenilgisini hazırlayacak dönemsel mücadele stratejisinin tam bir açıklıkla ortaya çıkartılması yalnızca HDP'nin değil faşist şeflik rejimine karşı direnen bütün güçlerin görev ve sorumluluğudur. Oyalanmak, beklemek, mış gibi yapmak, parlamentarizm hayalleriyle avunmak, burjuva muhalefete bel bağlamak faşist şeflik rejiminin işini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. HDP sonsuzluğa yürüyen on binlerce kahramanın ve sırtını dayadığı büyük mirasın gereğini yapmak, doğru çizgide bu eşsiz değerlere dayanarak tam bir kararlılıkla daha ileri bir mücadele hattını geliştirmekle yükümlüdür, şimdi tam zamanıdır.

HDP aralarında anlaşan, politikaya atılmak isteyen bir grup insanın bir araya geldiği ve sıfırdan başlayarak, taş üstüne taş koyarak kurduğu, var ettiği bir parti değildir. O Kuzey Kürdistan ve Türkiye'nin yarım yüzyılı aşan tarihi ilerici, yurtsever ve devrimci birikiminin, onun "cepheleşme yeteneksizliği" diye tanımladığımız tarihsel temel bir zaafını da aşarak kurulmuş halkçı demokratik bir partidir. Kuzey Kürdistan ve Türkiye ilerici, devrimci güçlerini cephesel tarzda buluşturan, halklarımızın birleşik devrim mücadelesinin ve ortak geleceğinin hazırlık potasıdır.

HDP bir yandan Kürdistan'da gerilla mücadelesinin yarattığı yurtsever devrimci halk uyanışı ve kitlesel atılımın, serhildanların birkaç on yılda yarattığı birikime, on binlerce devrimci kahramanın adanmışlığına, işkencelerden, zindanlardan geçen, yoksulluğu direnişin katığı yapan Kürdistan köylülüğünün, kent işçi ve emekçilerinin, yoksul yüz binler ve milyonların eşsiz fedakarlıklarına, bu birikim temelinde var olan ve kapatılan yurtsever halkçı demokratik partilerin birikim ve geleneğine dayanıyor.

Diğer yandan HDP Türkiye'de 1990'lar sonrasında yaratılan kökleri '70'lere uzanan ilerici, devrimci birikimi arkalıyor. Batı'da birkaç on yıl şoven-sosyal şoven kuşatma ve faşist devlet terörü altında yüzlerce ölümsüzün devrimci adanmışlığından esinlenen siper siper, mevzi mevzi iğneyle kuyu kazarcasına direnen, işkenceleri, zindanları hiçe sayan, Türk işçi ve emekçileriyle, ezilenleriyle buluşmaya, onları şovenizm ve sosyal şovenizmin kuşatmasından çıkartmaya, Türk burjuvazisinden koparmaya çalışan öncü güçlerin; on binler ve yüz binlerce işçinin, emekçi memurun, gencin, kadın kitlelerinin sayısız mücadelelerinin birikimine, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesiyle devrimci demokratik ve enternasyonalist dayanışmacı tutumdan vazgeçmeyen kırılmaz direnişçi geleneğin yarattığı birikimi temel alarak kurulmuştur.

HDP parlamentarist siyaset, Türk burjuvazisine yaranma, onun "makul siyaset" istek ve dayatmasına yanıt olmak için halklarımıza yabancı, halklarımızı oyalamanın, aldatmanın legalist bürokratik politika aracı, burjuva siyaseti ve burjuva egemenlik biçimini yüceltmek için kurulmamıştır. O, Doğu'da ve Batı'daki öncü güçlerin, Kürt halkının, işçilerin, emekçi memurların, kadınların, gençliğin, suyuna toprağına, havasına sahip çıkan emekçi köylülüğün, meşruiyeti haklılığında, yerindeliğinde arayan fiili meşru mücadele tarzının eseri olmuştur. Evet parlamentoyu bir mücadele sahası olarak, halklarımızın işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilenlerin mücadelesini desteklemenin bir aracı olarak değerlendirmiş, ama siyasal sınıf mücadelesinde esas alanın sokak, esas aktörün kitleler ve kitlelerin mücadelesi olduğu hakikatinden hareket etmiştir.

Kısaca özetlediğimiz bütün bu varoluşsal gerçekleri HDP'nin politik yönü ve dönem stratejisinin tartışma konusu olduğu her durumda, her şeyden önce hatırlanmalı ve kılavuz olmalıdır. Bunları görmezden gelen, istemeyerek de olsa atlayan, kerameti kendinden makul yaklaşımların egemen olması HDP'yi HDP olmaktan çıkartır. HDP'nin amaçlarına doğru yönünü ve yolunu şaşırtmadan kararlı bir şekilde ilerleyebilmesi ancak her dönemeç anını, her önemli eşiği aynı zamanda HDP'nin kendisini var eden birikimle, değerlerle daha güçlü ve daha ileri düzeyde buluşması ve yaslanmasıyla başarılabilir.

2020 Kasım’ını izleyen birkaç aylık süreçte politik İslamcı ülkücü-ırkçı kırması, AKP-MHP-Ergenekon koalisyonuna dayanan faşist şeflik cephesi ve CHP-İYİP kombinasyonuna dayanan restorasyoncu gerici "güçlendirilmiş parlamentarizm" söylemini dillendiren “millet ittifakı” cephesi "dönem stratejilerini" belirginleştirmişlerdir.

Millet ittifakı cephesinin dönem stratejisi faşist şeflik cephesini "lafın gücüyle" erken seçime zorlamak ve HDP'yi yedekleyerek halkçı demokratik üçüncü cepheyi siyaseten etkisizleştirmek üzerine kurulmuştur.

Faşist şeflik cephesinin dönem stratejinin merkezinde ise ulusal özgürlük mücadelesinin ve Batı'da ulusal özgürlük mücadelesiyle devrimci demokratik işbirliği çizgisini sürdürerek faşist şeflik rejimine karşı kararlılıkla direnen, ilerici, devrimci, sosyalist, emekçi sol güçlerin tasfiyesi duruyor. Yukarıda altını kalınca çizdiğimiz varoluşsal gerçekliği nedeniyle faşist şeflik cephesinin polis ve yargı terörü ile tasfiye etme konseptinin hedef merkezinde HDP'nin olduğu yeni bir çarpışma dönemine girilmiştir. Ergenekoncularla birlikte faşist şeflik rejiminin dayandığı koalisyon içerisinde Kürt ulusal özgürlük mücadelesi ve Batı'da aydınlara, gençliğe, kadınlar ve işçilere, direnen özgürlükçü güçlere karşı devlet politikalarının belirlenmesinde etkili olan MHP'nin ırkçı şefi Devlet Bahçeli'nin Garê yenilgisinden sonraki açıklamaları faşist şeflik rejiminin izleyeceği çizgiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Faşist şef; "Bundan sonra terörle mücadele stratejisinde Gara öncesi ile sonrası aynı olmayacağına inanıyorum" diyerek rejimin yönelimini ortaya koymuş, "AYM milletin mahkemesi olmayacaksa derhal kendisini feshetsin, başındaki zat da gecikmeden istifa etsin" diyerek ne kadar kararlı olduklarının altını çizmiştir. Aynı günlerde onlarca ilde evlere baskınlar yapılarak yüzlerce HDP yönetici ve aktivisti gözaltına alınıp tutuklanmış, HDP vekillerinin fezlekeleri jet hızıyla Meclise getirilmiş. Kobanê iddianamesi güncellenmiş, HDP'ye hazine yardımının kesilmesi ve Anayasa Mahkemesi (AYM) aracılığıyla terörizmle damgalanması sürecinin düğmesine basılmıştır.

Durum açıktır, faşist şeflik rejiminin yeni tasfiye konsepti yürürlüğe girmiştir. Tasfiye konseptini yenilgiye uğratacak ve faşist şeflik rejiminin yenilgisini hazırlayacak dönemsel mücadele stratejisinin tam bir açıklıkla ortaya çıkartılması yalnızca HDP'nin değil faşist şeflik rejimine karşı direnen bütün güçlerin görev ve sorumluluğudur. Oyalanmak, beklemek, mış gibi yapmak, parlamentarizm hayalleriyle avunmak, burjuva muhalefete bel bağlamak faşist şeflik rejiminin işini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. HDP sonsuzluğa yürüyen on binlerce kahramanın ve sırtını dayadığı büyük mirasın gereğini yapmak, doğru çizgide bu eşsiz değerlere dayanarak tam bir kararlılıkla daha ileri bir mücadele hattını geliştirmekle yükümlüdür, şimdi tam zamanıdır.

Tasfiye saldırısını yenilgiye uğratacak, faşist şeflik rejiminin yıkılış ve yenilgisini hazırlayacak dönem stratejisinin birinci ve temel sorunu HDP'nin; parlamentarizm ve Meclise mi yoksa halklarımızın, işçi sınıfı ve emekçilerin, kent ve kır yoksullarının, gençlerin, kadınların, emekçi köylülerin, bütün ezilen ve haklarından yoksun bırakılan, faşist zulme uğrayan kesimlerin fiili meşru mücadelesi temelinde yükselen birleşik antifaşist halk direnişine mi dayanacağı ve odaklanacağıdır. Kesin ve net bir karar verilmeli, yetersiz direnişçiliği aşacak, faşist tasfiye siyasetini hüsrana uğratarak faşist şeflik rejiminin sonunu hazırlayacak direniş ve atılım çizgisi, bütün antifaşist direnen kuvvetlerle birlikte geliştirilmelidir. Antifaşist birleşik mücadele güçlerini küçümsemek, burjuva muhalefet partilerine ziyaret seferleri düzenleyerek, sicili belli bir burjuva politik liderin anmasına katılıp övgüler düzerek, "makbul parti" görüntüleri vererek vb. burjuva muhalefetle iş tutmak, arkasına takılmak vahim bir yön kaybı ve üçüncü cephe çizgisinin sorgulanmasından başka bir anlama gelmez.

Faşist şeflik rejiminin HDP odaklı hedefleri bellidir:

Zincirleme devam eden polis terörü, gözaltı ve tutuklamalarla HDP'nin örgütsel varlığının tasfiyesi, olmadı kötürümleştirilmesi;

HDP'ye hazine yardımının yargı yoluyla, gerekirse yeni yasalar da çıkartılarak kesilmesi, HDP'nin "terörle ilişkili", "terörü destekleyen", "terörist parti" diye yaftalanması, böylece HDP'nin kapatılması için gerekçe üretilmesi;

HDP vekillerinin "terörle ilişki" denilerek yaftalanması ve vekilliklerinin düşürülmesi, yargıya verilen talimatlarla hapsedilmesi;

Kobanê iddianamesi ve göstermelik, teatral bir yargılamayla tamamen keyfi şekilde hapiste tutulan eşbaşkanlar ve vekillere ceza verilmesi.

Tabi bütün bunlar ancak ve ancak genel olarak direnen kuvvetler üzerindeki devlet terörünün misliyle tırmandırılmasıyla birlikte uygulanabilir.

Parlamentarist ve anayasal hayallerin narkoz etkisiyle HDP'nin kapatılamayacağını, vekilliklerin düşürülmeyeceğini sanmak faşist şeflik rejimi koşullarında siyasi öngörüsüzlük ve hatta siyasal gaflete yuvarlanmak olur.

Faşist şeflik rejiminin yeni saldırı konsepti ancak ve ancak halklarımızın ve direnen bütün antifaşist güçlerin birleşik devrimci demokratik seferberliği ile yenilgiye uğratılabilir. Bunu başarmanın koşulları güçlü bir tarzda olgunlaşmıştır. Öncü güçler 2015’te yürürlüğe sokulan çöktürme planına karşı beş-altı yıllık uzun direniş sürecinde deneyim kazanmış, geliştirilen direniş faşist şeflik rejiminin amaçlarına ulaşmasını önlemiştir. Bu değerli ve önemli bir başarıdır, ancak faşizmin saldırganlığını püskürtmeyi, antifaşist direnişin atılıma geçmesini de sağlayamamıştır. Direnişin bu düzeyi aşılmak zorundadır. Zaten faşist şeflik rejiminin yeni saldırı konsepti de 2015’ten beri süre gelen faşist devlet terörüyle elde edemedikleri irade kırma ve tasfiye amacına kilitlenmiştir. Garê saldırısı da aynı amaca yönelmiş, ama gerillanın kahramanca direnişiyle yenilgi ve hüsranla sonuçlanmıştır.

Daha güçlü bir direniş ve atılım, kuvvetlerin yeniden dizilişi olmaksızın düşünülemez. Parlamento ve vekil ziyaretleri eksenli, faşist rejimin vekilleri kolaylıkla kuşatıp kitleden tecrit ettiği, etkisizleştirdiği, halkın pasif seyirci haline geldiği tarzın hızla terk edilmesine, halklarımızın ve direnen kuvvetlerin kitle seferberliğiyle HDP ve halk temsilcilerine sahip çıktığı, aşılmaz bir birleşik antifaşist kitle-halk barikatının yükselttiği direniş ve mücadele, halk örgütlenmesi ve politik özgürlük atılımı hattı, faşizmden hesap sorma hattı geliştirilebilmelidir. Böyle bir çizginin yükseleceği temel ev ev, apartman apartman, sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy, fabrika fabrika, işletme işletme üretim ve yerleşim birimleri temelinde örgütlenmek, her biri kendi alanında siyasi-sosyal seferberlikte tam inisiyatif sahibi yüzlerce ve binlerce, on binlerce komite ve komisyon kurmak, HDP'ye umut bağlamış ve oy vermiş milyonları bir oy ve seçim gücü, parlamenter oyunun seyircisi olmaktan çıkartarak inisiyatif almasını, faşizme karşı birleşik direnişin, faşizmi yenme ve politik özgürlüğü kazanma, herkes için adaleti gerçekleştirme, özgür ve onurlu bir yaşamı kurma mücadelesinin öznesi haline gelmesini sağlamaktır.

HDP faşist şeflik rejiminin yeni saldırı konseptini ancak üçüncü cephe siyasetini tam bir kararlılıkla yükselterek göğüsleyip püskürtebilir. 7 Haziran politik zaferi burjuva muhalefetle birleşerek veya arkasına takılarak değil, halkçı demokratik cephe siyaseti en kararlı şekilde ve taban inisiyatifine dayanarak, binlerce inisiyatif ayağı örgütlenerek başarıldı. Ege, Karadeniz, Akdeniz, Marmara bölgelerinde, illerde, ilçelerde, faşist saldırılar karşısında parti binaları kitle seferberliği ile savunularak, faşist saldırganlıkla dişe diş mücadeleler temelinde örgütlenme, propaganda-ajitasyon ve eylem özgürlüğünü pratikleştirerek kazanıldı. Burjuva muhalefete ve parlamentarizme bel bağlamak için tek bir haklı, gerçekçi ve geçerli gerekçe bulunamaz, yoktur. Örgütlenme, propaganda-ajitasyon ve eylem özgürlüğünün "taban inisiyatifiyle" pratikleştirilmesine dayanan fiili meşru mücadele çizgisi halklarımıza kazandıran yoldur, 7 Haziran kazanım ve başarısını hazırlayan tarzdır.

Faşist şeflik rejiminin HDP'yi tam merkeze yerleştirdiği saldırı konsepti sadece HDP'nin sorunu değildir. Bu saldırı bütün direnen antifaşist, ilerici, devrimci güçleri hedeflemektedir. Yeni saldırı konsepti ancak birleşik antifaşist direnişin atılımıyla püskürtülüp yenilgiye uğratılabilir. HDP'nin geliştireceği mücadele hattı, aynı zamanda birleşik antifaşist direnişi yayma ve yükseltmeyi temel bir görev ve sorumluluk olarak kapsar. Birleşik mücadele güçlerinin faşizmi yıkmayı özgürlüğü kazanmayı hedefleyen hamlesi HDP'nin geliştireceği halk-kitle seferberliğine dayalı direniş çizgisi için de büyük bir imkandır. Sırtını yasladığı birikim ve değerler HDP'nin tereddütsüz bu imkanı sorumlu tarzda değerlendirmesini, birleşik antifaşist direnişin en kararlı güçleriyle faşizme karşı mücadelede buluşmasını, birleşik antifaşist mücadeleyi geliştirme hattında konumlanmasını emreder.

HDP ve vekilleri şahsında halkın propaganda-ajitasyon, örgütlenme ve demokratik eylem özgürlüğünü savunmak için halk seferberliği, ancak halka yabancılaştıran, halklarımızın gücüne güvensizliği üreten bürokratik parlamentarist zihniyetten uzaklaşarak başarılabilir. Halka güvenmek, serhildanların, Newrozların ruhunu kuşanarak, halklarımızın özgücüne dayanarak, on binlerce ölümsüzün ideallerine bağlı kalarak, esinlenerek faşist tasfiyesi saldırganlığı püskürtülebilir, faşist şeflik rejiminin yenilgisi ve ufku sosyalizme açılan halklarımızın devrimci demokratik iktidarı ancak bu yoldan kazanılabilir.