13 Nisan 2021 Salı

Mücadele Birliği Platformu'ndan Karabulut: Önceliğimiz faşizme karşı sokağı örgütlemek

Birleşik Mücadele Güçleri bileşeni Mücadele Birliği Platformu’ndan Fırat Çağlar Karabulut, öncelikli hedeflerinin faşizme karşı sokağı örgütlemek olduğunu belirtti. Birleşik Mücadele Güçleri’nin bileşenlerinin saflarında “birleşik mücadele ruhu”nun oluştuğuna dikkat çekti, “Bu birleşik mücadele görevini layığıyla yerine getireceğiz, yoldaşlaşacağız, bu faşist düzene karşı omuz omuza dövüşeceğiz” dedi.

Birleşik Mücadele Güçleri bileşeni Mücadele Birliği Platformu'ndan Fırat Çağlar Karabulut, ETHA'nın sorularına yanıt verdi.

Birleşik Mücadele Güçleri'nin varoluş sebebi nedir?
Ülkemizde ve dünyada ciddi bir krizin içindeyiz. Bu kriz hem ekonomik hem de politik anlamda kendini gösteriyor. Özellikle ülkemizde halkımız, emekçiler çok ciddi bir açlık ve sefalet cenderesi altında. Son pandemi süreci ile birlikte bu durum iyice katmerlendi. Bunun yanında ağır bir devlet terörü ve faşizm gerçeği ile karşı karşıyayız. Halklarımız bu durumdan şikayetçi ve bunu değiştirmek istiyorlar. Ciddi bir patlamanın eşiğindeyiz. Süreci karşılayabilmek, yaklaşan bir ayaklanmaya cevap üretebilmek açısından bir araya gelmenin, birleşik mücadele ederek bu süreci göğüslemenin çok daha anlamlı ve zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Aksi takdirde işimiz çok daha zor olacak. Bu süreci karşılayabilmek ve yeni bir dünyanın adımlarını atabilmek açısından böyle bir araca ihtiyaç duyduk ve bu nedenle Birleşik Mücadele Güçleri'ne ihtiyaç duyduk.

Devrimci hareketin sayısız birleşik mücadele deneyimi oldu. Her biri de yola çıkarken dönemin ihtiyacına dikkat çekti. Birleşik Mücadele Güçlerini, daha önceki birleşik mücadele deneyimlerinden ayıracak olan nedir?
Farklı süreçlerde farklı biçimlerde bir araya gelindi. Elbette bunun bir zorunluluk olarak düşünülüp bir araya gelindiği örnekler olmuştur. Gerçekten de zorunluluktur ve bir yere kadar da işlemiştir, bir yerde farklı nedenlerden dolayı dağılmıştır. Ancak bugünkü geldiğimiz süreç bakımından Türkiye ve Kürdistan'da hiçbir zaman krizin bu kadar derinleştiği bir dönem olmadı. Diğer birleşik mücadele deneyimlerinden negatif yönde tamamen ayrışmak niyetinde değiliz. O mücadele deneyimlerinden de çıkarımlarımız, tecrübelerimiz var.  Bunları da kullanarak daha sağlam ve daha emin adımlarla ilerleyerek ve daha yoldaşça kaynaşabilen bir birliktelik ihtiyacı hissediyoruz. Bu bir seçim ittifakı değil, seçim için oluşturulan bir birlik değil. Belki son süreçlerde gerçekleşen birleşik mücadele hatlarından en temelde ayrıldığımız nokta burasıdır. Bu artık toplumda biriken öfke ve patlamayı yeni bir dünyanın yaratılması için adım atmak amacıyla yapılan bir birlik.  Yakın zamanda yapılan diğer birlikteliklerden bu noktada ayrılıyoruz. Bu süreci sokakta, halkımızla, emekçilerle, işçilerle, gençlerle, kadınlarla, LGBTİ+'larla birlikte öreceğimiz bir birliktelik oluşturmayı amaçlıyoruz.

Süreci karşılayabilmek, yaklaşan bir ayaklanmaya cevap üretebilmek açısından bir araya gelmenin, birleşik mücadele ederek bu süreci göğüslemenin çok daha anlamlı ve zorunlu olduğunu düşünüyoruz.

İfade ettiğin gibi bir seçim ittifakı değil, bir eylem birliği de değil. Deklarasyona bakarak böyle yorumluyorum. Siyasi gündemlerin, önceliklerin aynılaştığı, antifaşist mücadelede bir birleşik önderlik mi oluşturuluyor?
Tabi ki birtakım gündemlerde ortaklaşacağız ve o gündemlerde birlikte iş yapacağız. Ama şu anda daha çok öne almak istediğimiz gündem var. O da yıkıcı, patlayıcı öfkenin biriktiği anda ortaya çıkabilecek ve ayaklanması göğüsleyebilecek bir yapı, bir güç inşa etmek. Asıl derdimiz, asıl niyetimiz budur. Bu noktada da Birleşik Mücadele Güçleri içinde bulunan bütün yapılar olarak gündemimizi hep beraber devrimden yana tutabilirsek, diğer gündemlerde de ortak hareket edebiliriz, Birleşik Mücadele Güçleri'ni örgütleyebiliriz.

Birleşik Mücadele Güçleri'nin bir örgütsel modeli olacak mı?
Bu konu tartışmalar da devam ediyor. Sonuçta bir güç birliği ve bir şekilde bunun kendi örgütsel yapısı ve şeması olacak. Ama bu çok önemli değil. Emekçilerle, işçilerle, Kürt hareketi ile, kadınlarla, LGBTİ+'larla bir arada olabilen, onların dertlerini kendine dert edinebilen, onlara kurtuluşun yolunu doğru bir şekilde gösterebilen bir pratikle bu işi yürüttüğümüz sürece bunun biçiminin ne olduğu önemli değil. Komite, konsey ya da meclis olarak mı örgütlenecek? Bunun en uygun biçimini yoldaşlarımız tartışarak, karar vereceklerdir. Kürt halkına, emekçilere, işçilere, LGBTİ+'lara, kadınlara ne önerdiğimiz, bu cendereden, bu faşist düzenden nasıl çıkacağımızı onlara samimi bir biçimde sokakta pratik içinde göstermek olacak.

Antifaşist bireylerin, tanımladığın politik çerçeve içinde, katılabilecekleri, inisiyatif alabilecekleri araçlar, örgütler olacak mı?
Elbette bunların oluşturulması zorunlu. Bunların nasıl oluşturulacağının planlarını hep beraber yapıyoruz.

Birleşik Mücadele Güçleri'nin belirlenmiş öncelikli bir siyasi gündemi var mı?
İşçilerin, emekçilerin, kadınların olduğu her yerde olmak… Siyasi gündem çok hızlı değişiyor. Ama emekçilerle buluşmak bizim için çok önemli. Onların dertleri ne ise bizim dertlerimiz de o. İlk etapta bunu herkese göstermek zorundayız. O nedenle işçilerle, emekçilerle, gençlerle, kadınlarla, Kürt halkıyla birlikte olmak, onların dertleri ne ise onlarla birlikte ses çıkartmak gerekiyor. O yüzden gündem ne olursa olsun biz orada bulanacağız ve o sorunu, o derdi, kendi gündemimiz, hatta Türkiye ve Kürdistan halklarının ortak gündemi haline getirmeye çalışacağız. Şu anda Boğaziçi öğrencilerinin ciddi eylemlilikleri var. Ben de Boğaziçi Üniversitesi öğrencisiyim, yüksek lisans yapıyorum. Boğaziçi Dayanışması'nın da bize bir desteği var. Boğaziçi Dayanışması'nın içinde bu desteği açıkça ifade etmek isteyen çok ciddi kesimler var. Fakat biraz daha ihtiyatlı davranmak isteyen arkadaşlar da var. Bu konuda bir fikir birliği olmadığı ve hareket bölünmek de istemediği için açıktan, doğrudan, güçlü bir destek veremiyor ancak yine de yoğun bir biçimde olmasa da Birleşik Mücadele Güçleri'ne destek verdiklerini açıkladılar. Onlarda da bir etki bırakabilmişiz ki, deklarasyon ve gözaltı sürecinde yanımızda olduklarını belirttiler. "Bizim her eylemimizi kendi eylemi gibi sahiplenen, bizimle birlikte gözaltına alınan, dayak yiyen yoldaşlarımızın, arkadaşlarımızın yanındayız, onların serbest bırakılmasını istiyoruz" dediler.

Birleşik Mücadele Güçleri'nde şu anda saf tutanlar, bunun yolunun ve yönteminin sokaktan geçtiğini, bu konunun elzem olduğunu düşünüyor.

Gündem ne ise, o an hangi gündem varsa, oranın güvenini kazanmak için ileriye doğru atılması gereken tüm adımları atacağız. Kitleler ile buluşup, kitlelerin gündemini kendi gündemimiz, bizim gündemimizi de kitlelerin, Türkiye ve Kürdistan halkının gündemi haline getirmeye çalışacağız.

Birleşik Mücadele Güçleri'ni oluşturan yapıların saflarında uç veren bir birleşik mücadele ruhundan söz edilebilir mi? Bunun toplumsal karşılığı var mı? Oluşturucu yapılar en başta kendi saflarında birleşik mücadele "ruhunu" geliştirebilecekler mi?
Böyle bir şeyin olduğunu düşünüyorum. Gerek Türkiye halkında gerek Kürdistan halkında gerek Birleşik Mücadele Güçleri bileşenlerinin kendi tabanlarında, kendi etki alanlarında inanılmaz bir istek ve baskı var. "Sol, sosyalistler, devrimciler birleşsin" yönünde bir baskı, bir istek var. Bizden böyle bir talep de var. Bu isteği karşılayabilmek gibi bir görev duruyor önümüzde. Bu tarihsel bir görevdir. Halklarımızın bizden talebi budur. Bunu gerçekleştirmek için de diğer bütün yapılar da bu konuda samimiler. Biz de samimiyiz. Bu birleşik mücadele görevini layığıyla yerine getireceğiz, yoldaşlaşacağız, bu faşist düzene karşı omuz omuza dövüşeceğiz.

Kadınların direnişi var. Boğaziçi direnişini dikkat çektin. İşçi direnişleri mevcut… Keza, ekoloji mücadelesi var. Birleşik Mücadele Güçleri, bu antifaşist potansiyel ile nasıl buluşacak?
Biz kitlelerle gerek ev ev gezerek buluşuruz gerek sokakta buluşuruz. Bunu yapmanın yolu çok, araçlar elimizde bolca mevcut. Tecrübelerimiz var. Her hareketin kendi tarzı, bir örgütleniş biçimi var. Bunların hepsinden ortak sonuçlar çıkartıp, onlar üzerinden kitlelerle buluşuruz. Birleşik Mücadele Güçleri'nde şu anda saf tutanlar, bunun yolunun ve yönteminin sokaktan geçtiğini, bu konunun elzem olduğunu düşünüyor. İlk yapacağımız iş sokağı örgütlemek zorunda. Antifaşist mücadele sokakta verilir, antifaşist mücadele bir devrim sorunudur. Bu nedenle kitlelerle buluşmak amacıyla da, kitleleri harekete geçirmek amacıyla da ucuz vaatler verip, ucuz görevler önümüze koymayacağız, önümüze devrimi koyacağız, kitlelerden devrim için fedakârlık yapmaları gerektiğini, demokratik bir halk iktidarı kurabilmek için, bu lanet düzenden, bu faşizmden ancak bu şekilde kurtulabileceklerini onlara anlatacağız. Onların da bunu anlayacağını, başka bir çözüm yolunun olmadığını göreceklerine inanıyorum. Buna inancım tam. Çünkü halklarımız artık şunun farkında ki, iktidar seçimle gitmeyecek, seçimle yerine gelen de eskisinden iyi olmayacak. O nedenle bu gerçeğe uygun bir örgütlenme stratejisi izleyeceğiz.

DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz: Faşizmi yenmek için bir araya geldik

Partizan Temsilcisi Okay: Toplumdaki dipten dalga ile buluşmak istiyoruz

ESP Eş Genel Başkanı Tümüklü: Savunmayı değil, saldırıyı hedeflediğimiz mücadele sürecini başlattık

Devrimci Parti Genel Başkanı Öneren: Egemenlerin çizdiği sınırları reddediyoruz