25 Şubat 2021 Perşembe

Mor Dayanışma: İktidarın attığı her adım erkek egemen sistemden yana

Mor Dayanışma, "Erkek egemen politikalar = Yalanlar, dolanlar, hak gaspları, İstanbul Sözleşmesi Uygulansın" diyerek Süreyya operası önünde eylem yaptı.

Mor Dayanışma, 8 Mart'a giderken, "İstanbul Sözleşmesi uygulansın" şiarıyla Süreyya Operası önünde eylem yaptı.

Eylemde, "Erkek egemen politikalar = Yalanlar, dolanlar, hak gaspları, İstanbul Sözleşmesi Uygulansın" pankartı açılırken, "Tecavüz kriz masaları derhal açılsın", "Grevio raporu Türkçeye çevrilsin" dövizleri taşındı, "Dünyayı yerinden oynatacağız", "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz" sloganları atıldı.

Eylemde basın açıklamasını Çağla Akdemir okudu. Pandemi süreci ile krizlerin daha da görünür hale geldiğini belirten Akdemir, kadınların gündeminde şiddet, yoksulluk, işsizlik, hastalık, bu süreç ile artış gösteren ev emeği ve emek sömürüsünin olduğunu söyledi. Akdemir, araştırmaların da pandemi döneminde kadına yönelik şiddetin arttığına işaret ettiğini belirterek, "Erkek egemen zihniyetin kadın düşmanı politikaları, kadınların kazanılmış haklarına saldırıları katlanarak arttı. İktidar koalisyonunun attığı her adımın erkek egemen sistemden yana olduğunu ve kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin rol almak yerine İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun'u hedef tahtasına koyduklarını defalarca deneyimledik" diye konuştu.

'ŞİDDETİN DURDURULMASI İÇİN TALEP ETMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ'
Akdemir, Mor Dayanışma olarak "Kadına yönelik şiddetin önünü açan politikaları, yalanları, ihlalleri teşhir etmekten, kadınları ölüme sürükleyen uygulamaları dillendirmekten, şiddetin durdurulması için gerekli adımların atılmasını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz" diyerek gündemin dışında tutulmaya çalışılan sorunları gündemde tutmaya ve iktidarın görevlerini hatırlatmaya devam edeceklerini ifade etti.

"İstanbul Sözleşmesi'nde ve 6284'te geçen geniş şiddet tanımları şiddetle mücadelede de kabul görüyor mu?" diye soran Akdemir, "Yoksa 'senden kötü durumda olanlar var' diyen görevliler gibi kadınların beyanları kulak arkası mı ediliyor? Kadınların çektiği acının derecesine göre kadınlara psikolojik şiddet mi uygulanıyor?" diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi'nin önemine değinen Akdemir, "Toplumsal cinsiyet rollerinin ve klişelerin değiştirilmesini ve eğitimin her aşamasında toplumsal cinsiyet eşitliği konulu dersler yapılmasını önerirken, çeşitli üniversitelerde görevli erkeklerin son dönemde artan açıklamalarıyla cinsiyet ayrımcılığı ve ataerki yeniden üretiliyor.6284 Sayılı Kanun'da ilköğretim ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda dersler konulması maddesi varken, uygulama tam tersi yönde ilerliyor" dedi.

Akdemir, "Son dönemde iktidarın gündeme getirdiği, sivil toplum örgütlerinin keyfi olarak faaliyetlerinin kısıtlanabileceği ve mal varlıklarına el konabileceğini içeren yasa değişikliği ile sivil toplum güçsüzleştirilmek ve örgütlenme hakkımız elimizden alınmak istenmektedir. Bu kanunla özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın ve LGBTİ+ derneklerine kayyum atamanın önü açılıyor" ifadelerine yer verdi.

'REVİO RAPORU TÜRKÇEYE ÇEVRİLMİYOR'
İstanbul Sözleşmesi kapsamında Grevio raporunun Türkçeye çevrilmediğine dikkat çeken Akdemir, "Taraf devletlere her türlü şiddet olayıyla ilgili birleştirilmemiş istatiksel veriyi düzenli aralıklarla toplamaları ve kamuoyuyla paylaşma yükümlüğü veriyor. Ancak gerçek ve güvenilir veriye ulaşılmadığı gibi bu tür verilerin 'kadın cinayetleri azaldı, şiddet azaldı' söylemlerini güçlendirmek için çarpıtılıp gizlendiği bir süreci deneyimledik. Son 3 yıldır Grevio raporunun Türkçe'ye çevrilmediğini bunun da gerçek verileri saklama saikiyle yapıldığını, kadın örgütlerinin tuttuğu çetelelerden şiddetin arttığını, kadınları koruyamadığınızı çok iyi biliyoruz" şeklinde konuştu.

Akdemir, taleplerini şu şekilde sıraladı:

🔹Mevcut sığınma evlerinin koşulları iyileştirilmeli ve hiç bir kadının geri gönderilmeyeceği şekilde sayıları ve kapasiteleri arttırılmalıdır.
🔹Kadınların 24 saat boyunca ulaşıp destek alabilecekleri acil ve konuya özel destek hattı derhal oluşturulmalıdır.
🔹Tecavüz kriz merkezleri acilen oluşturulmalıdır.
🔹Kadına yönelik şiddetle mücadelede yer alacak her birim, her kurumda bulunan ve bulunacak kişilerin toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından yeterliliği denetlenmelidir ve personellere kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda düzenli ve sürekli eğitimler verilmelidir.
🔹 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersi MEB müfredatında okutulmalıdır.
🔹Kadınlara şiddetle mücadelede izlemesi gereken yollar ve haklarla ilgili bilgilendirici yayınlar yapılarak yaygınlaştırılmalıdır.