28 Eylül 2021 Salı

Katliamın 6. yılında Suruç için adalet herkes için adalet

Suruç için adalet talebi, Soma maden katliamında ve Çorlu tren katliamında alevlenen, Şenyaşar ailesinin adliye nöbetinde yükselen, Berkin Elvan'dan Metin Lokumcu'ya uzanan, cins kırımına karşı kadınların ve nefret cinayetlerine karşı transların çığlığında yayılan, art arda ırkçı saldırılara maruz kalmış Kürtlerin ulusal soluğunda yankılanan adalet arayışlarıyla bir kez daha buluşup özdeşleşiyor. Suruç katliamının hesabını sorma mücadelesi, HDP'ye yönelik İzmir'deki faşist kontrgerilla saldırısının, Deniz Poyraz'ın katledilişinin hesabını sorma kararlılığı aşılıyor.

Bundan 6 yıl önce, 20 Temmuz'da, Amara Kültür Merkezi bahçesinde MİT-DAİŞ işbirliğinde patlatılan bombayla, diktatör Erdoğan faşist saray darbesini fiilen uygulamaya soktu.

Fakat, o bahçede komünist gençliğin örgütlü varoluşunu yok edeceğini sanan, o bahçeden sağ çıkanlarda irade kırılması yaratacağına inanan, yüzünü o bahçeye dönmüş olanları korku kapanına kıstıracağını hesaplayan, işçi sınıfı ve ezilenlerin komünist öncüsünü o bahçenin içinde bitkisel hayata iteceğini düşünen faşist saray cuntası, katliam anından itibaren ortaya konulan sarsılmaz devrimci kararlılık ve bükülmez devrimci iradeyle karşılaştı. Yolunu devrimin feda bölüğü olarak yürüyen komünist öncünün savaşkan gençliği, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin en ağır bedellerini göğüslemekte ateşle sınandı. Dahası, Suruç'taki bu büyük katliam saldırısının devrimci göğüslenişi, faşist saray darbesiyle girilen ve faşist devlet terörünün aralıksız tırmanışıyla süren yeni dönemin daha başlangıcında, emekçi sol hareketin bütünü nezdinde, antifaşist direniş çıtasının yüksekliğini belirlemiş oldu.

Komünist gençler, kaybettikleri yoldaşlarının ardından matem havasına girmediler, uğurlamaların ve anmaların dingin bir törenselliğe bürünmesine kapı açmadılar. Katliamın yıl dönümlerini de faşizme meydan okuma niteliğindeki politik kampanyalarla karşıladılar. İşte bu yüzden, o günden bugüne, faşist politik İslamcı saray iktidarı, katletmeyi başaramadığı Suruç gazilerini tutsak almakla, Suruç şehitlerinin ailelerini zindana atmakla, Suruç katillerini yargılanmaktan kurtarmakla, Suruç için adalet talebini faşist iddianamelere konu etmekle, Suruç ölümsüzlerinin mezarlarını tahrip etmekle, Suruç yıl dönümü eylemlerinin üstüne her defasında polisi sürmekle, Suruç saldırganlığını kesintisiz devam ettirdi. Buna rağmen Suruç için adalet mücadelesini bastırmaya güç yettiremedi.

Bugün komünist gençlik, Suruç katliamının 6. yıl dönümünü yine bir politik kampanyayla karşılıyor. 

Suruç için adalet talebi, Soma maden katliamında ve Çorlu tren katliamında alevlenen, Şenyaşar ailesinin adliye nöbetinde yükselen, Berkin Elvan'dan Metin Lokumcu'ya uzanan, cins kırımına karşı kadınların ve nefret cinayetlerine karşı transların çığlığında yayılan, art arda ırkçı saldırılara maruz kalmış Kürtlerin ulusal soluğunda yankılanan adalet arayışlarıyla bir kez daha buluşup özdeşleşiyor. Suruç katliamının hesabını sorma mücadelesi, HDP'ye yönelik İzmir'deki faşist kontrgerilla saldırısının, Deniz Poyraz'ın katledilişinin hesabını sorma kararlılığı aşılıyor. "Suruç için adalet herkes için adalet" şiarı, TİHV dokümantasyon çalışmasına göre sadece bir yıl içinde gözaltında işkenceye maruz kalan 600'dan fazla insanın ve gösteriler sırasında işkenceye maruz kalan 2000'den fazla insanın adalet isteğine tercüman oluyor.

Bundandır ki, Suruç için adalet hareketi, Erdoğan diktatörlüğünün gitgide tırmandırdığı dizginsiz faşist devlet terörü, yalana dayalı faşist psikolojik savaş ve aşağılık faşist kontrgerilla katliamcılığı karşısında, emekçilerin ve ezilenlerin birleşik antifaşist direnişini mayalayan başlıca güncel uğraklardan biridir. Hem antifaşist toplumsal belleği tazeleyip kuvvetlendirmenin, hem de antifaşist kitle direnişine itilim kazandırmanın dinamik bir mevzisidir.

Katliamın 6. yılındaki adalet kampanyası, ilk yıl dönümünden itibaren birleşik tarzda gerçekleştirilen önceki kampanyaların izini sürüyor, yine birçok devrimci ve antifaşist gençlik örgütünün ortaklaşa başlatıp sürdürdükleri birleşik bir politik hareket formunda ilerliyor. Böylelikle, gençliğin birleşik antifaşist mücadelesinin, daha geniş ve etkin bir cepheleşmesinin yeni dönemdeki gelişimi için muhakkak değerlendirilmesi gereken yeni imkanlar ortaya çıkarıyor.

Suruç için adalet kampanyaları geleneğinin temelinde, komünist gençlik ile komünist öncünün fiili meşru mücadele sahasındaki bütün örgütleri arasında politik-pratik düzlemde kurulan yoldaşça sımsıkı işbirliği yatıyor. 6. yılında Suruç için adalet kampanyası da, her partili komünistin politik kitle seferberliğinin bir neferi olarak konumlanmasını, her parti biriminin kendi alanında adeta bir kampanya komitesi olarak hareket etmesini, her parti örgütünün gençlik örgütü çalışmalarını güçlendirme ve bütünleme sorumluluğu yüklenmesini gerektiriyor.

Suruç için adalet kampanyalarının beş yıllık pratik birikimi, sokak sokak imza toplamaktan kent meydanlarında kitlesel bildiri dağıtmaya, resim yapmak ve şarkı bestelemekten fidanlık yeşertmeye, ölümsüzlerin mezarlarında anmalar düzenlemekten polisin üstüne üstüne yürüyen gösteriler gerçekleştirmeye değin, politik kitle ajitasyonunun ve politik kitle eyleminin pek çok biçimini barındırıyor. Fiili meşru mücadele cephesinde özellikle faşist devlet zorbalığını ve yasakçılığını hiçe sayan, "Artık devrimciler konuşacak" çıkışındaki kararlılıkta ifadesini bulan bu türden ajitasyon ve eylem biçimlerinde ısrar, kuşkusuz ki, bu yılki kampanyanın politik başarısı bakımından da belirleyici bir önem taşıyor.

Keza önceki yılların kampanya deneyimleri, "Suruç için adalet herkes için adalet" şiarını onlarca farklı il ve ilçe merkezinde yükseltmekle, özellikle Karadeniz kentleri gibi faşist devlet terörünün, ırkçı ve politik İslamcı faşist yığın ablukasının yoğun olduğu yerlerde de anmalar ve gösteriler organize etmekle antifaşist kitleler arasında mücadele cesaretini ve azmini ayaklandırmada ne derece etkili sonuçlar alınabileceğine işaret ediyor. Üstelik böylelikle, bir taraftan da, komünist öncünün ve komünist gençliğin o hayati gereksinimini, yani siyasi çalışma alanlarını genişletme ihtiyacını karşılamak için gayet elverişli dayanaklar yaratılabileceğini gösteriyor. Bu ise her şeyden önce, Suruç ölümsüzlerini Türkiye ve Kuzey Kürdistan'ın dört bir yanında bayraklaştırma girişkenliğiyle davranmayı, tek bir komünistin olduğu alanlarda dahi Suruç katliamı yıl dönümünü mutlaka politik kitle eylemine bağlama inisiyatifi sergilemeyi şart koşuyor.

Suruç için adalet kampanyası çerçevesinde liseli gençliğe özgü yürütülecek bir politik kitle faaliyeti de, gerek komünist öncünün siyasi çalışma alanlarını genişletmeye, gerekse antifaşist mücadeleyi taze güçlerle büyütmeye sunacağı imkanlar boyutuyla, mutlaka politik dikkat merkezinde tutulmayı hak ediyor. Bu kapsamda, kent merkezlerinde, emekçi mahallelerinde ya da sosyal medya mecralarında liseli diliyle gerçekleştirilecek politik ajitasyon çalışmaları sayesinde, Suruç ölümsüzlerini antifaşist liseli bölükleriyle buluşturmak ve liselerdeki antifaşist gruplaşmalarla genişleyen temaslar kurmak, açık ki, tam bir faşist cendereye sıkıştırılmış olan liseli gençliğin siyasal ve örgütsel silkiniş yolunu daha hızlı adımlamak anlamına geliyor.

Genç komünistler, Suruç ölümsüzlerinin yoldaşı ve komünist öncünün gelecek umudu olma onurunu taşımaya layık olduklarını bütün berraklığıyla ortaya koydukları Suruç kampanyalarına şimdi bir yenisini ekliyorlar. Mücadelenin her çeşit bedelini göğüsleme kararlılığına sahip devrimci bir politik kuvvetin, siyasi iddia, etkin hazırlık, planlı-hedefli çalışma, disiplin, birleştiricilik, kitle faaliyetinde ısrar ve yaratıcılık gibi niteliklerle donandığında, mevcut sınırlı örgütsel gücüyle bile, pekala yüksek bir siyasal-örgütsel başarı seviyesi yakalayabileceğini kendi deneyimlerinden biliyorlar. Ve bu deneyimlerine dayanarak, Suruç ölümsüzlerinin mirasını faşist şeflik rejimine meydan okuma bayrağına dönüştürüyor, halihazırda tutsak olan Suruç gazilerini ve tanıklarını özgürleştirme atağına girişiyorlar. Faşist katliamcı saldırganlık karşısında antifaşist eylemselliği protestoculuğa daraltan bir politik sığlığa prim vermiyor, halk gençliğini, emekçileri ve ezilenleri ölesiye susadıkları adalet uğruna antifaşist mücadelede saflaştırmak amacıyla yeni bir politik hamle yapıyorlar.

Birleşik antifaşist direnişin hem tarihsel hem de güncel bir esin kaynağı olan bu hamleye güç katmak, katliamın 6. yılında Suruç için adalet kampanyasına omuz vermek, faşist şeflik rejimini alt etme, halklarımız için adaleti ve özgürlüğü kazanma iddiasına ya da arzusuna sahip herkesin başlıca bir güncel sorumluluğudur.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 02 Temmuz tarihli 19. sayı başyazısı.