13 Nisan 2021 Salı

HBDH YK Üyesi Can: Faşizme karşı savaşımı her alanda büyütelim

HBDH Yürütme Kurulu Üyesi Can, faşist şeflik rejiminin saldırılarına karşı 2021 yılında birleşik devrimci mücadelenin daha da büyütüleceğini vurguladı, "Savaşı sürdürüp zaferi koparıp alacağız. Bu tüm halklarımıza sözümüzdür. Tüm ezilenler faşizmi yıkmak için harekete geçen HBDH'ı desteklemelidir, haramilerin saltanatını yıkmak için başka bir kurtuluş yolu yoktur" dedi.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) Yürütme Kurulu Üyesi ve MLKP Hüseyin Demircioğlu Akademisi komutanlarından Ferzad Can, faşist şeflik rejiminin saldırıları ve son döneme ilişkin siyasal gelişmeleri, birleşik devrim güçlerinin 2021 yılına ilişkin mücadele hedef ve beklentileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

HBDH YK Üyesi Can, AKP-MHP faşist iktidarının sömürgeci işgal saldırılarını sürdürmeye kararlı olduğunu dile getirdi, işçi ve emekçiler, kadınlar ve ezilen tüm halkların mücadele ederek kazandığı haklarının geri alınmak istendiğini dile getirdi. 2020 yılı boyunca faşizme karşı mücadelenin büyütüldüğünü dile getiren Can, baskı ve zulüm politikalarının arttığı bu dönemde, tüm dezavantajlara rağmen faşist saldırı dalgasını püskürtmenin olanaklı olduğunu dile getirdi.

ETHA'ya konuşan HBDH Yürütme Kurulu Üyesi ve MLKP komutanlarından Ferzad Can, tüm antifaşist güçlerin ortak mücadeleyi büyütmesi gerektiğini vurguladı, HBDH'ın ilan ettiği "Faşizmi yıkalım özgürlüğü kazanalım" devrimci seferberlik hamlesinin önemine dikkat çekti.

'FAŞİST ŞEFİN VARLIĞINI ZAYIFLATAN SESLER TASFİYE EDİLMEK İSTENİYOR'

Geride kalan 2020 yılını, ezilenler ve egemenler cephesinden değerlendirdiğinizde neler söyleyebilirsiniz?
Sömürgeci faşist diktatörlük son beş yıl içerisinde Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimini boğmak için darbeden OHAL'e, kitle katliamlarından infazlara, Kürdistan kent ve kasabalarının yerle bir edilmesinden siyasi soykırım saldırılarına, teknolojiye dayalı imha saldırılarından savaş ve askeri işgallere, sokaklarda polis teröründen faşist yasaklara, seçim hilelerinden kayyum siyasetine, cinsiyetçi politikalardan kadın katliamlarını meşrulaştırmaya, açlık ve yoksulluğu derinleştirip emekçi kitleleri açlıkla terbiye etmeye, işçi kıyımına kadar her türlü yol ve yöntemi kullandı.

Aynı amaç doğrultusunda; Kürdistan'ın Rojava ve Başûrê parçalarında sömürgeci saldırı ve işgalleri yaygınlaştırmaya, KDP ve ENKS gibi iradesini sömürgecilere teslim etmiş ihanetçiler eliyle Kürtlerin iradesini parçalayıp, halkın tüm kazanımlarını ortadan kaldırarak, faşist politik İslamcı rejime istikrar kazandırmaya, ekonomik krizin faturasını halklarımızın sırtına yüklemeye çalıştı.

Faşist sömürgeci burjuva Türk devleti, Rojava'yı işgal ederek devrimi boğmayı, Kürt halkını soykırımdan geçirip eşitlik ve özgürlük bayrağını yükselten halkların ortak iradesini ezmeyi, Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Çerkes, Ermeni halklarının yarattığı ortak değerleri ve kazandığı demokratik haklarını yok etmeyi, boyunduruk altına almayı hedefledi. Sömürgeci devlet, İdlib ve diğer alanlarda yuvalanmış yağmacı, tecavüzcü, işkenceci ÖSO ve diğer çetelere dayanarak, önce Rojava ve Kuzey Suriye'de daha sonra ise giderek Suriye'nin geri kalanında egemenlik kurmayı planladı.

Varlığını faşist şef etrafında toplanan politik İslamcı, ulusalcı, faşist koalisyonun sürmesine bağlayan Türk burjuvazisi, son beş yıl içinde elindeki tüm imkanları Kürdistan'da giriştiği imha savaşından kesin sonuç almaya yatırdı. İradesini zayıflatacak her türlü aykırı sesi tasfiye etmeye yöneldi. Sermayesinin önemli bir kısmını, savaş kapasitesini arttırmaya ve yeni teknolojileri elde etmeye ayırdı. Türkiye ve Kürdistan'da devlet terörünü şiddetlendirdi. Burjuvazinin cephaneliğinde bulunan tüm silahları peyderpey devreye sokarak, Kürt özgürlük hareketinin öncü güçlerini, emekçi sol hareket içindeki devrimci/mücadeleci parti ve örgütleri darbeleme planını uygulamaya başladı. İdeolojik, politik ve örgütsel çözülme girdabına itme kapsamında; katliamlarla, faşist gözaltı ve tutuklama terörüyle, zindanlarda baskı ve zulmünü katmerleştirdi. Devrimci demokratik örgütlü kuvvetleri, fiziken darbelemeye, örgütsel ve siyasal sürekliliklerini kırmaya, bununla aynı zamanda, öncüler ile kitleler arasındaki bağları koparmaya yöneldi. Böylelikle Türkiye ve Bakurê Kürdistanı, Türk sermaye oligarşisi ve emperyalistler için dikensiz bir gül bahçesine dönüştürmek istedi.

FAŞİZM TÜM EZİLENLERİ TEHDİT EDİYOR
Faşizm, işçi sınıfı ve emekçilerin büyük mücadeleler sonucu bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımları bir bir ortadan kaldırmayı hedefliyor. Sömürgeci, işgalci, soykırımcı savaşın tüm faturası, işçi ve emekçilere ve halklarımıza kesiliyor ve görünen o ki devam edecek.

Yine faşist rejim tarafından halkın sağlığı hiçe sayılmış, işçi ve emekçiler Covid-19 salgını koşullarında çalışmak zorunda bırakılmıştır. Pandemiden dolayı onbinlerce kişi yaşamını kaybetmiş, kadına yönelik şiddet ve katliamlar bu dönemde artmıştır, gerçekler kamuoyundan gizlenmiştir. Sağlığa ve eğitime ayrılan bütçe payı her geçen yıl daha da azaltılmış, bu kaynaklar yeni Osmanlıcılık hayalleri uğruna yayılmacı, sömürgeci işgal planlarına aktarılmaya devam etmektedir. Devlet bütçesi, Saray'ın harcamalarına göre oluşturulmuş, emekçi halkın yoksulluğu artarken, faşist şef Erdoğan'ın lüks ve şatafat içindeki yaşamı sürmektedir. 

Başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yoldaş olmak üzere faşizmin zindanlarında tutulan binlerce politik tutsak; tecrit, baskı ve zulme tabi tutulmuştur. Ve bugün faşist diktatörlüğün politikasına karşı yurtsever tutsaklar, 27 Kasım'dan itibaren bir kez daha süresiz dönüşümlü açlık grevine başlamış ve direniş devam etmektedir.

Kadın katliamlarının, taciz, tecavüz ve çocuk istismarının, yoksulluk, rüşvet ve cinayetlerin hızla arttığı, insan onurunun ayaklar altında çiğnendiği, sömürgeci faşist rejim ve vahşi kapitalizmin ürünü olan tüm bu yaşananlar ise AKP-MHP koalisyonu tarafından "terör, bölücülük, millicilik ve vatanseverlik" demagojileriyle gizlenmeye çalışılmıştır.

İktidar tarafından başta Aleviler ve Ezidiler olmak üzere farklı inanç toplulukları; yok sayılmaya devam edilirken en demokratik talepleri dahi görmezden gelinmeye devam ediliyor. Ezilen inançlardan halklarımızın kutsal değerlerine saldırılıyor, asimilasyoncu baskılar yoğunlaştırılıyor, hedef gösterilip katliam ve ölümle tehdit ediliyorlar.

Yine bu faşist rejim tarafından doğa katliamları hız kesmeden devam etmiş, Türkiye ve Kuzey Kürdistan'ın yeraltı ve yerüstü zenginlikleri uluslararası tekellerin hizmetine sunulmuştur. HES projeleri, nükleer santral projeleri, yeşili katledip çevreyi betonlaştıran türlü icraatlar gerçekleştiren AKP-MHP iktidarı, çıkarları uğruna doğayı talan eden projelerin altına imza atmış, yaşam alanlarına sahip çıkan halklarımıza kulaklarını tıkamıştır.

'FAŞİZM DİRENİŞ KARŞISINDA YENİLMEYE MAHKUMDUR'
Faşist Saray cuntası, "ez ve çöz" planını uygulayarak, birleşik devrimimizin gelişimini engellemek için tüm gücüyle saldırmaya devam edecektir. Bunu da faşist devlet terörünün sınırlarını zorlayarak, sömürgeci savaşı boyutlandırıp yayarak, faşist psikolojik savaşı çeşitlendirip tırmandırarak sürdürmeye devam edecektir.

Açık ki faşist diktatörlük, 2021 yılında da tasfiye saldırılarını sürdürecektir. Bunda başarılı olamadığı koşullarda ise marjinalleştirme politikasında daha sistemli, kapsamlı ve derinlemesine yoğunlaşacaktır. Daha sert bir döneme giriyoruz. Politik koşullar her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Tüm dezavantajlara rağmen bu faşist saldırı dalgasını göğüslemek ve püskürtmek olanaklıdır.

Her şeyden önce belirtilmelidir ki, faşizmin tüm vahşetine karşı; başta Kürt halkı olmak üzere, işçi ve emekçiler, ezilenler, kadınlar, gençler, aydın ve sanatçılar, gazeteciler, siyasi partiler, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri direnmeye devam ediyor.

Gerilla güçlerimiz can feda bir direniş ortaya koymaktadır. Gerilla eylemleri, HBDH ve Kadınların Birleşik Devrim Hareketi (KBDH) milis eylemleri, ateşin çocuklarının, intikam birimlerinin ve diğer milis güçlerinin gerçekleştirdiği eylemler karşısında faşist Türk burjuva devletinin ordusu/polisi çaresiz kalmaktadır. Sahip olduğu tüm askeri savaş tekniğini kullanmasına rağmen bir türlü istediği sonucu alamamaktadır. Gerillaya, devrimci-komünist parti ve örgütlere diz çöktürememektedir. Bu yüzden zaferlerini hep başka bahara havale etmektedir. "Bu kış olmadı, bu yaz...", "Bu yıl olmadı, seneye…" gibi sözler sarf etmektedirler. Hayvan türlerinin adlarını koyarak yaptıkları saldırıların hiçbiri istediği sonucu vermemiştir. Bu durum AKP-MHP iktidarını, faşist şefi ve sermaye oligarşisini daha da saldırganlaştırmakta, halklarımızda ise umut yaratmaktadır.

ANTİFAŞİST GÜÇLERLE ORTAK SAVAŞIM HATTININ GELİŞTİRİLMESİ

Faşizmin saldırılarına rağmen emekçi sol güçler, işçi ve emekçiler, kadınlar yani direnen tüm güçlerin iradesinin yenilmediğini belirtiyorsunuz. Buradan devam edersek, gelecek yılda ezilen sınıfları, halkları politik öncü güçleri bekleyen nedir?
Faşizmin topyekun saldırı dalgasına karşı antifaşist, antiemperyalist, antişovenist, cins eşitlikçi  birleşik mücadelenin geliştirilmesi, sömürgeci savaşa, Türk şovenizmine karşı politik/pratik bir duruşun büyütülmesi her zamankinden daha büyük önem kazanmıştır.

Bu bağlamda, gerek Birleşik Devrim Hareketi'miz gerekse de HBDH ve KBDH dışında kalan devrimci demokratik güçlerle eylem birliklerini örüp geliştirmek oldukça önemlidir. Yanı sıra antifaşist ilerici çevrelerle de ortak savaşım hattının geliştirilmesine, nereye kadar yürünebiliyorsa yürümek, ilke ve esnekliği birleştirmede; gerek stratejik ve gerekse de taktiksel önem taşıyan bağlaşık güçlerle savaşımı geliştirmede ustalaşmamız gerekiyor. HBDH örgütleri ve savaşçıları buna göre davranmalı; bu pratik hattı güvenceleyecek özgün, somut, yaratıcı planlama ve aktivite sergileyebilmelidirler.

Sürece devrimci müdahalede bulunma yeteneğimizi arttırmamız, politik çalışmamızın biçimini ve eylem cüretimizi yükseltip geliştirmemiz gerekir. Tüm eylemlerimizin amacı, kitlelerin devrimcileşmesini, özneleşmesini, devrimi omuzlamasını örgütlemektir. Bu bakımdan ezilenlerin, halkların biriken tepki ve hoşnutsuzluğunu açığa çıkarmak, yükselterek yaymak, faşizme bedel ödettirme duruşuyla yürümek, halklarımızın, işçi ve emekçilerin, kadınların, gençlerin umudu olmak ve bunu büyütmek bütün önem ve aciliyetini korumaktadır.

FAŞİZMİ YIKALIM, ÖZGÜRLÜĞÜ KAZANALIM HAMLESİ
Türkiye ve Kürdistan birleşik devrim şiarı, bugün geçmekte olduğumuz tarihsel konjonktürde, mücadelenin çözüm bekleyen görevleri ile bulunduğumuz düzey arasındaki çelişmenin çözümüne hizmet edecek bir hareket planını gerektiriyor. Böyle bir hareket planı, her şeyden önce niteliksel gelişme ve sıçramada somutlaşan Birleşik Devrim Hareketimizi, yeni bir atılıma götürebilecek bir hareket planı olacaktır. 2019'da başlattığımız, 2020 yılında yaygınlaştırdığımız milis eylemlerini niteliksel olarak geliştirmek, hedef büyütmek, öz savunma ve silahlı mücadele biçimlerinin daha üst düzeyde kullanılması gecikmeksizin devreye konulmalıdır.

Bununla birlikte, günlük propaganda ve ajitasyon, örgütlenme ve eylem içerisinde; yığınsal politik faaliyetin ilerletilmesi temelinde hareket edildiği oranda başarılı olunacaktır. Burada ana sorun, Birleşik Devrim Hareketimizin belirlediği hareket planlarına kilitlenebilmektir. HBDH'ın ve KBDH'ın varoluş amacının altını bir kez daha çizmeliyiz. Daima emekçi ve ezilen kitlelerin sorunları, talepleri ve özlemlerine bağlı politik mücadele tarzı izlemek; kitlelerde özgürlüğü, adaleti, ulusal ve cinsel eşitliği kazanma umudunu yeşertmek: kitleleri bu uğurdaki devrimci savaşımda mevzilendirmek; işçi sınıfının, emekçi memurların, ezilen kitlelerin, Kürt halkının yakıcı güncel istemleri ve kavgası, devrim ve sosyalizm çizgisi ve hedeflerine bağlanarak sahiplenilmeli ve müdahale edilmelidir. HBDH olarak başlatmış olduğumuz, "Faşizmi yıkalım, özgürlüğü kazanalım" devrimci seferberlik hamlesi ile KCK'nin "Faşizme, işgale son: özgürlüğü sağlama zamanı" hamlesi bu bakımdan önemli bir yerde durmaktadır.

'SAVAŞIMIMIZI SÜRDÜRÜP ZAFERİ KOPARIP ALACAĞIZ'

HBDH'ın kuruluşundan bugün kadar biriktirdiklerinizden yola çıkarak yeni yıla ilişkin hedef ve perspektifleriniz nedir?
5. kavga yılına girerken, dört yıllık siyasal ve örgütsel pratiğimizin zengin deneyimlerine dayanıyoruz. Dört yıla sığdırdığımız ideolojik, politik, örgütsel ve askeri kazanımlarımız, düşmanın yoğun saldırıları karşısında baş eğmez tutumumuz, eksikliklerimizin bilincinde olarak aşma kararlılığımız, HBDH'ı mücadele mevzilerinden söküp atılmayacak noktaya getirmiştir. Kuşkusuz HBDH'ın işçi sınıfı, emekçi halklar, kadınlar nezdinde rüşdünü ispat etmiş olmasında ölümsüzlüğe uğurladığımız yoldaşlarımızın önemli bir payı vardır. Burada kurucularımız ve komutanlarımızdan Delal Amed, Baran Serhat, Atakan Mahir, Ulaş Adalı, Ulaş Bayraktaroğlu ve Mercan Dersim'lere, faşist sömürgeci burjuvaziye karşı savaşımımızda yeni mevzilerin açılmasında önemli roller üstlenen Hüseyin Akçiçek, Nubar Ozanyan, Taylan Demircioğlu, Sarin Awaz, Mehmet Ali Kasırga, Berfu Canbay ve Sinan Güneş yoldaştan, Ceren Güneş, Halis Eroğlu ve Koray Aspir'e kadar tüm yoldaşları büyük bir saygı ve minnetle anıyoruz. HBDH onlardan almış olduğu güçle isyan ateşini harladı.

Hareketimiz, bundan sonra da emperyalistlerin, sömürgecilerin, AKP-MHP faşist iktidarının, erkek egemen düzenin korkulu rüyası olmaya devam edecektir. Birleşik devrimimizin öncü hareketi olarak, politik-askeri eylemliliğimizin günümüzün ihtiyaçlarına uygun bir pratik düzeye ulaşıp ulaşamadığı sorusunun yanıtı, bu pratiği, geleceğin daha büyük ve kapsamlı görevlerine hazırlığa dönüştürüp dönüştüremediğimizde aramalıyız. Bu konuda kendimizden memnun olmayı gerektirecek bir durumda değiliz. Çünkü hedeflediğimiz düzeye henüz ulaşamadık. Düşmana önemli darbeler vurduk. Büyük bedeller ödedik. Birçok öncü ve önder kadromuzu şehit verdik. Sadece Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da değil, bulunduğumuz tüm alanlarda birleşik devrimin ihtiyacı ve görevlerini yerine getirme sorumluluk bilinciyle hareket ettik. Devrim hala bir hedef olarak önümüzde duruyorsa, bu hala faşizmi yıkacak güce ulaşamadığımızı gösterir. Faşizm hala ayakta ise katliamlarını, işkencelerini, sömürüsünü, zulmünü devam ettiriyorsa; bu, durumdan memnun olmamızı gerektirecek bir düzeye ulaşmadığımızı gösterir. Tüm başarı, emek, cüret ve kararlılığımıza karşın düşman hala ayakta ise fiili meşru mücadele cephesinde ön açıcı ve sürükleyici bir pratik üretmede yetersiz kaldığımızdandır.

HBDH olarak, korkunun, yılgınlığın ve umutsuzluğun halklarımızı, işçileri, kadınları, gençleri, yoksulları, aydınları, kent ve kır emekçilerini teslim almasına asla izin vermeyeceğiz. Ayrıca vurgulamak gerekirse umutsuz olması gereken biz değil; faşist şef Erdoğan ve iktidarıdır.

Son savaşçımıza, son mermimize, son mevzimize kadar savaşımımızı sürdürüp zaferi koparıp alacağız. Bu ölümsüzleşen şehitlerimize ve tüm ezilen halklarımıza verdiğimiz sözümüzdür. HBDH milis ve gerillaları, faşist diktatörlüğün topyekun saldırılarını püskürtmek, faşist ablukayı dağıtmak, özgürlük ve sosyalizm savaşımını büyütmek için yeni dönemin yeni görevlerine dört elle sarılmalı. Halkların Birleşik Devrim Hareketi'nin mevzilerini güçlendirmelidir.

'FAŞİZMİ YIKMAK İÇİN AYAĞA KALKAN HBDH DESTEKLENMELİ'

Son olarak çağrınız nedir?
Faşist şef Erdoğan ve AKP'si, Bahçeli ve MHP'si, Kılıçdaroğlu ve CHP'si, Perinçek ve Vatan Parti'si, onların iktidarını destekleyen sermayedarlar; tüm burjuva partiler, kontrgerilla çeteleri, sivil faşistler; ordu ve polis teşkilatı; korucular ve bekçileri, bu kapitalist burjuva düzeni, faşist rejimi korumak ve kollamak için çalışıyor. Türk ve Kürt halkımızın, diğer ezilen halklarımızın, işçi ve emekçilerin, ezilenlerin; özgürlükten yana olan, erkek egemen düzenine başkaldıran kadınların, özgür ve adil bir dünya isteyen gençlerin bu faşist düzenle kurabileceği hiçbir aidiyet bağı yoktur. Bu bakımdan tüm ezilenler; bu sömürü ve zulüm düzenini, faşizmi yıkmak için ayağa kalkan, harekete geçen HBDH'ı desteklemelidir. HBDH'ın başlatmış olduğu, "Faşizmi yıkalım, özgürlüğü kazanalım" hamlesine güç vermelidir. HBDH saflarına katılarak faşizmden hesap sormalıdır. Haramilerin saltanatlarını yıkmak için birleşmekten, mücadele etmekten ve savaşmaktan başka bir kurtuluş yolu yoktur.

HBDH olarak; halklarımızın, işçi ve emekçilerin, tüm ezilenlerin, kadınların yeni yılını kutluyoruz. Halklarımızı, işçi ve emekçileri, ezilenleri, kadınları, gençleri, başta Aleviler olmak üzere farklı inanç topluluklarını sömürgeci savaş saldırganlığına, faşizme ve erkek egemen düzene karşı her biçimde, her alanda, her düzeyde, mücadeleyi, savaşımı yükseltmeye, Halkların Birleşik Devrim Hareketi'ne omuz vermeye, mücadele ve savaş siperlerindeki yerlerini almaya çağırıyoruz.