3 Mart 2021 Çarşamba

Direnişteki Sinbo işçisi Türker: Yok saymaya çalışsalar da kadın işçiler olarak varız

Direnişteki Sinbo işçisi Türker, Sinbo yönetiminin işçi düşmanlığının yanı sıra kadın düşmanlığı yaptığına dikkat çekti. Daha önce kazanımla sonuçlanan direnişin ardından iş başı yaptıkları günden itibaren kadın işçiler mobbing ve hak gasplarına maruz kaldı. Bütün bunlara sessiz kalmadığı için Kod 29 maddesine dayanarak işten çıkarılan Türker, "Kod 29 ile tüm işçiler ama özelde kadın işçiler tehdit ediliyor. Mücadele etmeliyiz yoksa kadın işçiler yok sayılmaya devam edilecek" dedi.

New Yorklu kadın tekstil işçilerinin 164 yıl önce başlattığı mücadele bugün de sürüyor. Kadın işçiler, erkek işçilerle aynı ücreti alamadıkları, sendikal örgütlülükleri engellendiği, cinsel tacize, mobbinge maruz kaldıkları için direniyor.

Bir yandan sınıf mücadelesi veren kadın işçiler, diğer yandan ezilen cins mücadelesini sürdürüyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne giderken direnişteki kadın işçilerle konuştuk. Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) üyesı Sinbo işçisi Dilbent Türker de fabrika önünde direnişini sürdüren kadın işçilerden.

'DİRENİŞÇİ KADIN İŞÇİLERE YÖNELİK BASKILAR ARTTI'
Sinbo, 11 Eylül'de TOMİS üyesi işçileri işten çıkarmış, işçilerin Kasım ayında başlattıkları direniş Aralık ayında kazanımla sonuçlanmıştı. Direnişte yer alan 3 kadın işçi için kazanım olsa da fabrikada daha önce maruz kaldıkları ayrımcılık ve hak gaspları katlanarak arttı. Kadın işçilerin diğer işçilerle buluşması engellendi, izole edilerek çalışmaya zorlandı. Hak gasplarına karşı sessiz kalmayan Dilbent Türker Kod 29 maddesine dayanılarak işten atıldı.

'BİZLERİ DİĞER KADIN İŞÇİLER AÇISINDAN TEHLİKELİ GÖRDÜLER'
Türker, "Direnişin kazanımla sonuçlanmasının ardından Sinbo fabrikasının ayak oyunları hiç bitmedi. İşe tekrar başladığımız ilk günden itibaren mobbing tacizi devam etti. Bizi işçilerden uzak bir yerde çalışmaya zorladılar, izole ettiler. Molalarımızı da, yemek saatlerimizi de diğer işçilerle geçiremedik. İtirazımız sonucu erkek arkadaşlar kendi bölümlerine alındı ama bölüm şefi, bizim kadınların olduğu bölüme alınmamızı engelledi. Çünkü biz üç kadın işçi daha önce maaşlarımız yatmadığında ya da geciktiğinde iş durdurup, birlikte hareket ediyorduk. Bizleri diğer kadın işçiler için tehlikeli gördüler" dedi.

'KADIN İŞÇİLERİ, ERKEĞE DESTEK İÇİN ÇALIŞAN KİŞİ OLARAK GÖRÜYORLAR'
Sinbo yönetiminin kadın işçilere hem çifte sömürü uyguladığını, hem de ucuz emek gücü olarak gördüğünü kaydeden Türker, "Mesela maaşlar yatmadığında erkek işçiler yönetimle görüştüğünde ya açıklama yapıyorlar ya da maaşları yatırıyorlar. Ama kadın işçiler gittiğinde, 'niye zırt pırt maaş soruyorsun, sen parayı ne yapacaksın, senin kocan çalışmıyor mu' diyorlar. Ucuz emek gücü, eve ek gelir sağlayan kişi olarak yani erkeğe destek olmak için çalışan kişi olarak görüyorlar. En basitinden erkek işçiler lavaboyu kullanmada sıkıntı yaşamazken, kadın işçiler lavabo ihtiyacı olmasın diye ya su içmiyor ya da mola saatinde çalışıyor. Bunları dile getirip, ses çıkardığımız için bizi izole etti yönetim" diye konuştu.

'KOD 29 KADIN İŞÇİLER AÇISINDAN DAHA DA ZOR'
Kazanımdan sonra işe başladıklarında sürekli taciz edildiklerini hatırlatan Türker, "Ben fabrikadaki öncü işçilerdendim. Beni Kod 29'a dayanarak iftira ve 'ahlaksızlıkla' suçlayarak işten attılar. Bu maddeye karşı direnişe başladım. Bugün direnişimin 21. günü. Fabrika karşısında direniş çadırındayım. Kod 29 işçiler için kötü, çünkü sicili bozuluyor, tazminat hakkı gasp ediliyor, yaşamını değiştiriyor. Ancak kadın işçi için daha da zor. İftira ile işten çıkarılıyorsun, ancak sana diyorlar ki, 'öyle olmadığını sen kanıtlayacaksın.' Kamera kayıtlarına bile bakmıyor, şikayet dilekçesini dikkate almıyorlar. Sendikaya üye olduğun için işten çıkarılıyorsun, ama işyeri 'ahlaksızlıkla' çıkarıyor. Toplumun bakış açısı belli. Birçok kadın arkadaş mahkemeye başvuru yapsa bile birçoğu başvuramıyor ve Kod 29 lekesiyle yaşamak zorunda kalıyor. Biz kadın işçiler için bunun hem psikolojik yanı var, hem toplumsal, hem de ailenin bakışı açısı yanı var" ifadelerini kullandı.

'ÜRETİM ALANLARINDA KADIN İŞÇİLERİN BİLİNÇLENMESİ, ÖRGÜTLENMESİ GEREK'
8 Mart'a giderken tüm kadınlara çağrı yapan TOMİS üyesi Dilbent Türker, şöyle devam etti: "25 Kasım'da direniş çadırımız önünde bir etkinlik yapmıştık, 8 Mart öncesi de bir etkinliğimiz olacak. Tarihini henüz belirlemedik ama buradan duyurmuş olayım. Öncü kadınların ve ilerici kadınların, kadın örgütlerinin özellikle üretim alanlarında, fabrikalarda ve işyerlerinde kadınlarla daha çok ilgili olmaları gerekiyor. Çünkü çifte sömürünün, tacizin, ucuz emek gücünün ya da erkek işçilere göre daha fazla aşağılanma sisteminin olduğu alanlar burası. Bu sorunun çözülmesinin tek yolu var o da bu alanlardaki kadın işçilerin bilinçlenmesi ve komiteler kurması. Bizlerin Sinbo fabrikasında ne kadar komitemiz olsa da Sinbo yönetimi işçi düşmanlığının yanı sıra açık açık kadın düşmanlığını ilan ediyor. Buna karşı mücadele ediyoruz. Özellikle Kod 29 üzerinden tüm işçiler özel olarak da kadın işçiler tehdit ediliyor. Bu nedenle tüm kamuoyunun daha fazla duyarlı ve hareketli olmasını istiyoruz. Biz kadın işçilerin varlığını ne kadar görmezden gelseler de biz varız; aynı zamanda üreticiyiz, aynı zamanda çifte sömürüye maruz kalıyoruz. Bu durum karşısında mücadele etmezsek eğer kadın işçiler yok sayılmaya devam edilecek. Mücadele etmeliyiz."