13 Nisan 2021 Salı

'Cezaevleri sorunu, bir halk sağlığı sorunudur'

TTB İnsan Hakları Kolu'nun çevrimiçi düenlediği "Cezaevinde İnsan Olmak" başlıklı panelde yapılan konuşmada "Cezaevi sorunu, hem içeridekiler için başlı başına bir sağlık sorunu olması nedeniyle hem de dışarıdakiler için 'Ne zaman cezaevine alınabilirim' endişesi yaratması nedeniyle bir halk sağlığı sorunudur" denildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu, hapishanelerde yaşanan ve pandemi döneminde artan hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla 24 Şubat 2021 günü "Cezaevinde İnsan Olmak" başlıklı çevrimiçi bir panel düzenledi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Dr. Metin Bakkalcı'nın yürütücülüğünü üstlendiği panelde Halkların Demokratik Partisi Kocaeli Milletvekili ve insan hakları aktivisti Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu ile insan hakları aktivisti Zafer Kıraç konuşmacı oldu. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Halis Yerlikaya ve TTB İnsan Hakları Kolu üyeleri de etkinliğe katıldı.

Etkinliğin başında kısa bir açılış konuşması yapan Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türkiye'de son yıllarda insanların hak öznesi olarak görülmemesi sonucu fabrikada, okulda, evde insan olmanın zorlaştığını fakat en ağır hak ihlallerinin yaşandığı yerlerden birisinin de hapishaneler olduğunu belirtti.

Dr. Metin Bakkalcı hapishanelerde hak ihlallerine karşı mücadelede TTB'nin, insan haklarına dayalı bir hekimlik felsefesinin ışığında teorik-pratik birikiminin olduğunu söyledi ve bu birikimi süzerek "Cezaevi ve İnsan" kitabını kaleme alan Dr. Ata Soyer'i andı. "İnsan, haklarıyla insandır" sözünün ceza infaz sisteminde de geçerli olduğunun ve bir hak gaspı yaşanıyorsa sorumluluğunun devlette olduğunun altını çizen Bakkalcı, "Hapishaneler konusu insan haklarının kurucu rolünü öne çıkaran bir mücadele alanıdır" diye ekledi.

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye'de hapishanelerin durumunun ülkenin siyasal durumundan ayrı düşünülemeyeceğini belirterek sözlerine başladı. Son 5 yılda 225 yeni hapishane yapımının planlandığını ve 193'ünün yapıldığını, af düzenlemesi sonrası 250 binlere düşen mahpus sayısının birkaç ayda yeniden 270 binlere tırmandığını aktaran Gergerlioğlu, hapishanelerde çok ciddi bir kapasite sorunu yaşandığını ifade etti. Pandemiyle birlikte cezaevlerindeki sağlık hakkı ihlallerinin katmerlendiğini örneklerle anlatan Gergerlioğlu, gardiyanlardan hapishane yönetimlerine, savcılardan hakimlere hak ihlallerini örtebilen bir yapı olduğunu dile getirdi. Gergerlioğlu konuşmasının son bölümünde ise kadın ve çocuk mahpusların yaşadığı sorunlardan söz etti.

Zafer Kıraç ise kampüs hapishanelerin insanları her anlamda nesneleştiren ve her türlü insani ilişkiden soyutlayan bir model olduğunu söyledi. Hapishaneler için kullanılmaya başlanan "artırılmış kapasite" nitelemesinin çelişkisine dikkat çeken Kıraç, konuşmasının devamında ise kadınlar, bebekler, çocuklar, LGBTİ+'lar, yaşlılar, yabancı uyruklular, müebbet hapis cezası alanlar gibi toplumsal grupların hapishanelerde çok daha ciddi hak gasplarına maruz kaldığını ifade etti. Kıraç konuşmasını "Cezaevi sorunu, hem içeridekiler için başlı başına bir sağlık sorunu olması nedeniyle hem de dışarıdakiler için 'Ne zaman cezaevine alınabilirim' endişesi yaratması nedeniyle bir halk sağlığı sorunudur" diyerek tamamladı.

Panel, soru-yanıt bölümüyle son buldu.