11 Nisan 2021 Pazar

Arzu Demir yazdı | Sermaye düzeninin yeni silahı: Kod 29

Patronların Kod 29 zulmüne maruz kalan bir işçi, sadece işsiz kalmakla cezalandırılmıyor. Aynı zamanda her hakkı da gasp ediliyor. İşten çıkarıldıkları için direnen işçiler aynı zamanda Kod 29 uygulamasına da son verilmesini istiyor.

Kod 29, saray rejiminin işçi düşmanlığının çok açık bir resmi. Son bir yıl içinde on binlerce emekçiyi işsiz bırakarak sefalete mahkum etme yetkisini, patronlara, AKP-MHP iktidarı verdi. 16 Nisan 2020 tarihinde "Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çıkarıldı. Bu kanunla, İş Kanunu ve İşsizlik Sigortası Kanunu'nda değişiklik yapıldı. İş Kanunu'na konulan geçici madde ile 29. maddenin 2. bendinde yer alan "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışında"ki durumlarda işten çıkarma yasaklandı. Ancak bu işten çıkarma yasağının saray rejiminin yalanlarından biri olduğu kısa sürede açığa çıktı.

Çünkü, patronlar, İş Kanunu'na eklenen bu geçici madde ile hiçbir ispat yükümlülüğüne gerek duymadan işçileri işten çıkardı.

DİSK-AR'ın son araştırması, sermaye düzenini bir kez daha gözler önüne serdi. 2020 yılında 177 bin işçi Kod 29 bahanesi ile işsiz bırakılarak, salgın döneminde açlığa mahkum edildi. Bu işçilerin 143 bini erkek, 34 bini kadındı. Bu yüksek oran günde ortalama 500, ayda yaklaşık 15 bin işçinin işsiz bırakıldığı anlamına geliyor.

Patronların Kod 29 zulmüne maruz kalan bir işçi, sadece işsiz kalmakla cezalandırılmıyor. Aynı zamanda her hakkı da gasp ediliyor. Kıdem ve ihbar tazminatlarını alamıyorlar. Kıdem tazminatının ortadan kaldırılması patronların zaten her fırsatta gündeme getirdikleri istekleri. İşçiler, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan da doğrudan yararlanamıyor. Ayrıca zaten işsizliğin çok yüksek olduğu bir ortamda iş bulmaları imkansızlaşıyor. Çünkü Kod 29 işçinin fişlenmesi, yüz kızartıcı suçla yaftalanması anlamına geliyor. "Bir iş için gerekli vasıf ve şartları taşımadığı halde, bu vasıfların kendisinde bulunduğunu ileri sürmek, işe sarhoş gelmek, uyuşturucu madde kullanmak, hırsızlık yapmak, işyerinde 7 günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemek, iş güvenliğini tehlikeye düşürmek, iş makinelerine zarar vermek" suçlamalarından biriyle suçlanan bir işçinin, iş bulması neredeyse imkansız. Kod 29 tam olarak işçinin ilelebet açlığa, sefalete mahkum edilmesi demek.

Patronların bu kanun maddesini özellikle sendikal çalışmaya karşı bir silah olarak kullandığı ortada. Yasin Kaplan Halı Fabrikası, Döhler, Oral Ambalaj, Tenkokar, Bayrampaşa Belediyesi, Migros depo, İzenerji, TÜVTÜRK, Ekmekçioğulları ve daha birçok işyerinde, Kod 29 gerekçesi ile işsiz bırakılan işçiler ya sendikalıydı ya da işyerinde sendikal çalışma başlatan işçilerdi.

Patronlar hem sendikal çalışmayı engellemek hem de salgın döneminde ücretsiz izne gönderilen işçilere ödenmesi gereken kısa çalışma ödeneğini gasp etmek istiyor. AKP-MHP iktidarı, patronların talebi ile 2020 yılında işçileri aylık bin 1168 lira, 2021 yılında bin 420 net ücret ile yoksulluğa mahkum etti. Kısa çalışma ödeneği ile işçilerin kıdem, ihbar tazminat hakları donduruldu, SGK emeklilik primleri ödenmeyerek daha geç emeklilik dayatıldı. Patronlar, şimdi de İşsizlik Fonu'ndan işçiye yapılan bu düşük ödemeyi de gasp etti. Çünkü, işçi Kod 29 ile işten çıkartıldığında kısa çalışma ödeneğini de kaybediyor.

Sonuç olarak, aslında işten çıkarma yasaklanmış değil. Aksine çok yaygın ve üstelik işçiler kıdem, ihbar gibi hiçbir tazminat hakkını alamadan işsiz bırakılıyor.

İşten çıkarıldıkları için direnen işçiler aynı zamanda Kod 29 uygulamasına da son verilmesini istiyor. İşçi sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs'a giderken Kod 29'u uygulamadan kaldırma mücadelesi de önem kazanıyor. Koronavirüs salgınını 15 Temmuz darbe girişimi gibi "Allah'ın lütfu" olarak görüp istediği gibi kullanan saray rejimi, 1 Mayıs'ı şimdiden salgın gerekçesi ile yasakladı. Dolayısıyla 1 Mayıs'ta sokağa çıkmak, saray faşizmine karşı işçilerin, ezilenlerin çok somut bir mesajı olacak.

Emeği ile geçinen milyonlar, açlık ve sefalete mahkum edilirken, burjuvazi ise sermayesine sermaye kattı. Forbes'in 2021 listesine göre, Türkiye'de dolar milyarderlerinin sayısı 23'ten 27'ye yükseldi. Koronavirüs salgını başladığında liberallerin iddia ettiği gibi yoksullar ile zenginler aynı gemide değil. Onların gemisi yelkenlerini şişiriyor. O halde zenginlerin gemisini batırmadan yoksullara, emekçilere gün yüzü yok.