13 Nisan 2021 Salı

Arzu Demir yazdı | Karayılan'dan Garê için bağımsız heyet çağrısı

Daha önce de gerilla güçlerine karşı kimyasal silah kullanan sömürgeci rejim bu kez, Garê'de kendi askerine, polisine, istihbaratçısına karşı da bu savaş suçunu işlemiştir. Karayılan'ın "bağımsız bir heyet davet ediyoruz" çağrısı, bu savaş suçunun bilimsel olarak da belgelenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Faşist şeflik rejiminin, Garê'ye yönelik saldırısının, HPG/YJA Star gerilla gücünün ana karargahını imha etme amacı taşıdığı kesinleşti. Bu amaç ile bağlantılı olarak Medya Savunma Alanları'nda kalıcı bir işgal sahası daha açmak, böylece Şengal, Mexmûr ve Rojava'ya yönelik işgal saldırılarında Garê'yi önemli bir basamak yapmak istiyorlardı. Diktatör Erdoğan'ın 8 Şubat'ta "Size çarşamba günü müjde vereceğim" dediği "müjde" tam olarak buydu. Garê'ye yönelik saldırı, Türk devletinin stratejik bir saldırısıydı. Sayısız saldırı, çatışma görmüş PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, söz konusu saldırı için "Tarihin en ağır çatışmasıydı" yorumunu yapıyor. İktidarın açıklamalarına bakılırsa, 41 savaş uçağıyla düzenlenen saldırıda, 50 hedefi vurmuşlar, 10 yere de indirme yapmışlar.

Kürdistan halklarının kolektif hafızasında ve özgürlük mücadelesinde önemli bir tarih olan 15 Şubat'ta, Garê'de "zafer bayrağını" dalgalandırmak istiyorlardı. Böylece içeride de şovenizmi yükselterek faşist saldırganlığı daha da artırmayı amaçlıyorlardı. Ancak hayal ettikleri gibi olmadı, gerillanın direnişi bu planı fena halde bozdu.

Aldıkları yenilgi, her durumda "devletin bekası" için halklara karşı mevzilenen burjuva muhalefeti de etkiledi. Saray rejimi, "Millet İttifakı"nda temsil edilen burjuva muhalefetin tam desteğini alamadı. İstedikleri şovenist birliği de oluşturamadılar.

Şimdi öldürdükleri 13 esiri, HDP başta olmak üzere devrimcilere, sosyalistlere, yurtseverlere yönelik siyasi soykırım ve linç saldırılarının aracı olarak kullanıyorlar. Her an tehdit edip, yalan söylüyorlar. Garê ile ilgili soru sormak bile suç. Yarattıkları bu "şok" dalgası ile Garê zaferinin, ezilenlerin antifaşist mücadelesinin tarihi bir kazanımı olduğu ve kitle hareketinin dinamiklerini güçlendireceği gerçeğinin görülmesini engellemeye çalışırken, "kimyasal silah" kullandıkları gerçeğini de gizlemeye çalışıyorlar.

HPG'nin 17 Şubat tarihli açıklamasında, "Bu kadar gazın kullanılmasının ardından içeride yaşamını yitirmiş insanların kafalarına mermi sıkılarak infaz edildikleri anlaşılmaktadır" şeklinde yer alan ifade, sömürgeci vahşeti özetliyor.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da Medya Haber Tv'de 22 Şubat'ta yayınlanan özel programda çok önemli bir bilgiyi verdi. "İlk şehadete ulaşan arkadaşların vücudunda mermi de yoktur. Anlaşılıyor ki, ilk girişte kimyasal gaz kullanmışlar. Orada şehit düşen 6 arkadaşın 3'ünde hiç mermi izi yok" dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, aynı gün Sterk Tv'de yayınlanan özel bir programda, "Hala o bölgeye kokudan gidilmiyor" dedikten sonra yerel ve uluslararası kamuoyuna şu çağrıyı yaptı: "Şehit düşen arkadaşlarımızın cenazeleri de var orada. Onlardan da örnek alınabilir. Bağımsız bir heyet davet ediyoruz, gelip incelemelerde bulunabilirler."

Peşpeşe gelen bu açıklamaların ortaya serdiği gerçeği, Saray rejimi ve basını tarafından yalan rüzgarının yarattığı sis perdesinin altında ezilenlerden gizleniyor.

Türk devletinin, Kürdistan'daki savaşta kimyasal silah kullandığı yönünde daha önce de çeşitli açıklamalar oldu. Ancak bu açıklamaların ardından bağımsız heyetlerin bilimsel inceleme ve araştırma yaparak, gerçekleri açığa çıkardığı bir süreç hiçbir zaman işletilmedi. Fail Türk devleti, bu yöndeki talepleri hep görmezden geldi, insan hakları örgütlerinin girişimleri yarım kaldı, BM gibi emperyalist örgütler ise tutumlarını, devletlerin, Türk devleti ile ilişkilerine bağlı olarak belirlediği için, gereken adımları atmadı.

PKK, 24 Ocak 1995'te Cenevre Sözleşmesi'ni imzaladığını Cenevre'de düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. O tarihten bu yana da esir askerlerin can güvenliğini sağladı. Bunu esir alınıp serbest bırakılan askerlerin birçoğu kaç günlerdir anlatmaya çalışıyor. PKK'nin esir aldığı kişilerin canına kast ettiğine dair tek bir örnek bile yok. Ancak Türk devletinin pratiğinin ne olduğunu Garê'de gördük. Bundan 13 yıl kadar önce de, Dağlıca'da esir alınan askerler, İHD'nin girişimleri ile serbest bırakılınca, dönemin Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in "Kendilerinin kurtulmuş olmasından fazla bir sevinç duyamadığımı ifade etmek istiyorum" sözünü de unutmamak gerek. Daha önce de gerilla güçlerine karşı kimyasal silah kullanan sömürgeci rejim bu kez, Garê'de kendi askerine, polisine, istihbaratçısına karşı da bu savaş suçunu işlemiştir. Murat Karayılan'ın söz konusu çağrısı, bu savaş suçunun bilimsel olarak da belgelenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.