16 Ekim 2021 Cumartesi

Anagold Madencilik; toprağı, suyu, canlı yaşamını zehirliyor

Anagold Madencilik'in Erzincan Çöpler Köyü'nde yıllardır büyük bir doğa katliamı gerçekleştiriyor. 92 futbol sahası büyüklüğünde kurulan siyanür havuzu, suyu, toprağı, havaya zehirliyor. Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu, sondaj çalışmalarının derhal durdurulmasını istedi.

AKP iktidarının sermaye ve rant odaklı politikaları nedeniyle, ülkenin dört bir yanı madenlerle talana açıldı. İktidar, doğaya değil, maden şirketlerine yaşam alanı tanıyor. Yaşam alanlarını savunan, talana karşı çıkan halka ise saldırılar sürüyor.

ON YILDIR FAALİYETTE VE GERİ DÖNÜLMEZ ZARAR VERİYOR
Kanadalı Alacer Gold ve Lidya Madencilik'in ortak kuruluşu olan Anagold Madencilik de Erzincan'ın İliç İlçesi'nde, Türkiye'nin ikinci büyük altın madeni olarak bilinen Çöpler Köyünde yıllardır sürdürdüğü maden faaliyetiyle yaban hayata geri dönülmez zarar veriyor.

Çöpler Köyü, maden sahasının içinde kaldığı için faaliyete başlanmadan önce köy halkının rızasıyla maden sınırlarının dışına taşındı. 2018'de tamamlanan sülfit genişleme yatırımı sonucu madenin ömrü 2040'a uzadı. Kapasiteyi arttıran şirket, Sabırlı Köyüne 600 metre mesafeye 92 futbol sahası büyüklükte bir siyanür havuzu kurdu.

'ŞİRKET SU İHTİYACINDAN DOLAYI FIRAT'I BOĞUYOR'
Maden şirketinin bir çok noktaya yayılmasına karşı çıkan yer halk, Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu'nu kurdu. ETHA'ya konuşan platform üyesi, bir gram altın için 36 ton suya gereksinim duyulduğunu hatırlattı. Maden şirketinin baskısından dolayı ismini yayınlamayacağımız platform üyesi, maden şirketinin su ihtiyacını Fırat Nehri'nden karşıladığına dikkat çekti. Fırat Nehri'nin Karasu kolunun geçtiği İliç'in Bağıştaş mevkisine de HES yapıldığını belirten platform üyesi, "Şirkete çok fazla su lazım ve Fırat'ı oradan boğuyorlar. 2008'de ilk altın dökülüyor ve 12 yıl olmuş artık bölgeye o kadar yayılmışlar ki yer kalmamış" dedi.

Şirketin su ihtiyacı nedeniyle Bağıştaş-2 Barajı'nı kurduğunu kaydeden platform üyesi, "Koskoca Fırat, dere gibi akıyor. Yaz aylarında balıklar çırpına çırpına öldü. Eskiden 70 kiloluk dev balıklar vardı. Barbus barbus denilen bu endemik balık sadece Fırat'a özgüydü" diye konuştu.

'SİYANÜR ZEHRİNİN NERELERİ ETKİLEDİĞİNİ BİLMİYORUZ'
Platform üyesi, "Sivas'tan gelen Çaltı Çayı'nın Fırat Nehri'ne kavuştuğu yerde ölü geyik yavruları bulundu. Ölü olmayan yavrularında, içtikleri sudan dolayı gözleri kör olmuş. Keklik ölüleri bulundu. Çaltı Çayı'na ne karıştı bilmiyoruz. Siyanür havuzundan yükselen zehrin nereleri etkilediğini bilmiyoruz" ifadelerini kullandı.

'BU ÇED'LER, İZİNLER NASIL VERİLİYOR?'
Siyanürün asıl olarak, buharlaşıp suya ve toprağa indikten sonra kayaçlarda bulunan ağır metalleri açığa çıkarmasıyla tehlikeli olduğunu vurgulayan platform üyesi, bu zehrin gözle görülmediğini, canlı bünyesine yerleştiğini kaydetti. "Biz bu ÇED'lerin veya bu izinlerin nasıl verildiğine isyan ediyoruz" diyen platform üyesi, "Ağıl köyümüze 12 Ekim 2019'da sondaj geldi. Biz direndik, zorla sondaj yaptılar. Daha fazla yapacaklarını söylediler, izin vermedik. Makinalarını alıp gittiler. Sonra yazın 3 kez üst üste geldiler. Kadınlar direndi. Yine gitmeye mecbur kaldılar. 1 Aralık'ta tekrar geldiler, makineleri yığdılar ve sondaj başladı. ÇED onayları olmadan derin sondaj yapmak yasaya aykırı. Bize, 'demir arıyoruz' diye yalan söylediler. Demir o kadar derinde bulunmuyor. Mahkemeye başvurduk, yürütmenin durdurulmasını talep ettik. Ancak mahkeme aksi karar verdi" şeklinde süreci özetledi.

'SONDAJ DERHAL DURDURULMALI'
Yetkilileri göreve davet eden platform üyesi, şöyle devam etti: "Köyümüzde kesinlikle maden istemiyoruz. Sondaj yapılan yer yayladır. Bu yerde 300 metrelik sondajlar çok zarar verecek, içme suyu zehirlenecek. Sondaj derhal durdurulmalı."